Hilâl KAPLAN
İstanbul Barosu'nun geçtiğimiz Cumhuriyet Bayramı'nda bazı gazetelere verdiği ilanda şöyle deniyordu:
"Türkiye'yi 1923'ün kuruluş felsefesinden koparacak, çağdaş demokrasi ölçütlerinden yoksun bırakarak, ulus devlet olmaktan çıkaracak bir hukuk metni sivil anayasa söylemleriyle toplumun önüne konulmaya çalışılmaktadır. Atatürksüz bir demokrasinin ve sivilleşmenin toplumu aldatmaya yönelik takiye söylemi olduğu görülmelidir."
"Cumhuriyetin kuruluş felsefesi", Atatürk milliyetçiliği gibi sıklıkla duyduğumuz ama anlamını kimsenin tam olarak açıklayamadığı ifadelerin başında geliyor. Sahi, nedir cumhuriyetin kuruluş felsefesi? "Egemenlik kayıtsız şartsız millete aittir" denilerek Millî Mücadele'yi yürütürken bile Meclis'ini kapatmamış olan bir milleti on yıllarca tek parti rejimine mahkûm etmek midir? Peki, memleketteki tüm muhalefeti sindirmek ve ifade özgürlüğüne son vermek için çıkarılmış olan, ismiyle müsemma tam bir "sükûn"a yol açan Takriri Sükûn Kanunu bu felsefenin neresine düşer? Cumhuriyetin kuruluş felsefesini örnek alırken, on bine yakın kişinin idam edildiği İstiklâl Mahkemeleri'nden otuz bine yakın kişinin öldürüldüğü Dersim Katliamı'na kadar edilen bunca zulmü nereye koyacağız? Ve elbette, cumhuriyetin kuruluş felsefesi bu kadar sağlamsa, neden ta kuruluştan beri aynı toplumsal sorunları tekrar tekrar yaşıyor ve bir türlü aşamıyoruz?
Gelelim çağdaş demokrasi ölçütlerine ve "Atatürksüz demokrasi olmaz" anlayışına... Çağdaş siyaset felsefesinin önde gelen teorisyenlerinden Claude Lefort, "Demokrasi Üzerine" isimli eserinde demokrasilerde iktidarın merkezinin boş bir yer olmasının demokratik düzenin vazgeçilmez özelliği olduğundan bahseder. Ancak her fırsatta demokratik bir cumhuriyet olduğu vurgulanan ülkemizde iktidarın merkezinde 'Atatürk' ismi bulunuyor.
Mevcut darbe anayasasının başlangıç kısmından bir bölüme bakalım:
"Türk vatanı ve milletinin ebedî varlığını ve yüce Türk Devleti'nin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk'ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O'nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda..."
Şimdi de totaliter bir ülke olarak kabul edilen "Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti"nin (KDHC) anayasasının başlangıç kısmından bir bölüme bakalım:
"Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti, büyük önder Yoldaş Kim Il Sung'un fikri ve rehberliğinde vücut bulan sosyalist anavatandır. Büyük Önder Yoldaş Kim Il Sung, KDHC'nin ve sosyalist Kore'nin kurucusudur."
Anayasasında şahsa atıf yapılan diğer bir ülke olan İran İslâm Cumhuriyeti'nin anayasasını da unutmamak lazım. Örneğin anayasanın giriş kısmında devrim öncesi şartlar anlatılırken "İmam Humeyni'nin liderliği altında uyanan ulus bilinciyle..." denilirken 77. maddede "İran İslâmi İnkılâbı'nın büyük önderi ve İran İslâm Cumhuriyeti'nin kurucusu Hz. Ayetullah-il Uzma İmam Humeyni" ifadesi geçiyor.
İstanbul Barosu'nun çağdaş demokrasi ölçütleri Kuzey Kore ve İran ise Atatürk'e 15 kez atıfta bulunulan 82 Anayasası'nı da demokratik buluyorlardır elbet. Ancak her sabah çocuklarımız "Ey Büyük Atatürk, açtığın yolda, gösterdiğin hedefe..." şeklinde ant içmek, gençlerimiz her 19 Mayıs stadyum törenine veya 10 Kasım anmasına "idari işlem" tehdidiyle katılmak, entelektüellerimiz "Atatürk'ü Koruma Kanunu" baskısı altında yazmak zorunda bırakılıyorsa esas soru Atatürksüz değil, "Atatürklü demokrasi olur mu"dur.
"Kendini gözden geçirmek..."
Başbakan Erdoğan'ın "KCK'ya sahip çıkanlar kendilerini gözden geçirsinler" diye seslenmesini ve pek çok gazetenin de ifade özgürlüğünü zedeleme ihtimali olan bu sözleri manşete çekmesini anlamakta zorlanıyorum. Çünkü takip edebildiğim kadarıyla eli kâlem tutan nerdeyse herkes KCK'nın illegal ve totaliter bir yapı olduğu hususunda hemfikir bir duruş sergiliyor. Bu noktada bir görüş ayrılığı yok. Eğer KCK davasının içeriğine dair eksik ve yanlışları dile getiren yazarlar da "KCK'ya sahip çıkan" kategorisinde değerlendiriliyorsa haksızlık olur. Zira bu anlayış "ya bizdensin ya onlardan" şeklinde özetlenebilecek otoriter bir zihniyeti yansıtıyor.
Not: Kurban Bayramımız mübarek olsun, kardeşliğimizi pekiştirsin, kurbetimize vesile olsun.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları











































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2019
27.05.2019
6.05.2019
1.05.2019
29.04.2019
24.04.2019
16.04.2019
15.04.2019
12.04.2019
8.02.2019