Yıldız Ramazanoğlu
Kararmış bir kalbin başkaları üzerine düşen ne çok gölgesi var. Bu karabasanlar toplum ev aile içinde ortaya çıktığı gibi iş yerlerinde de kendini gösteriyor. Bazen küçücük bir yetkiyi, imkanı, yönetsel bir konumu elde eden kişi, içindeki bütün zaafları ayna gibi yansıtmaya başlıyor. Mobbing kelimesi böyle girdi hayatımıza. İş hayatında adını koymakta zorlandığımız psikolojik teröre 80’li yıllarda verilen ad. Baskı, taciz, sıkıntı verme, rahatsız etme, ruhsal örseleme, yıldırma, görmezden gelme, gruptan izole etme, mesleğiyle ilgili bilgi saklama, güvenilmediğini hissettirme gibi saymakla bitmeyen incitme basamaklarının, insanı ağır çekimde yıkıma uğratması.
Türkçede “yıldırma” ve “psikolojik terör” kelimesini kullanıyor kimi uzmanlar. Yıldırmaya maruz kalan insanların uğradığı yıkım ve başlangıçta göze görünmeyen baskıların açtığı hasar gibi, bu eylemleri yapanların profili de araştırma konusu. Disiplini sağlamak, verimliliği artırmak gibi birçok gerekçe ileri sürülerek meşrulaştırılmak istenen, yaşayanın bile adını koyamadığı birçok kötülük ayrıntısı, zamanla insanın işi bırakmasına, tedavi alma zorunluluğuna kadar gidiyor. Yıldırma uygulayan insanların aşırı kontrolcü, korkak, nevrotik, etik değerleri gelişmemiş, iktidar açlığı olan kişiler olduğunu görmek hiç zor değil. Özellikle hiyerarşik yapılı iş yerleri ve kar amacı gütmeyen kurumlarda üst kademedekilerin hatta eş konumda çalışanların nasıl pervasızlaşabileceği sır değil.
Antalya’da bir devlet hastanesinin başhekimi olan kadın doktorun kendi hemcinsi olan kadın hemşireleri ezmeye, aşağılamaya yönelik tutumu çok iyi bir örnek. Arandığında kendi servisinde bulunmayıp başka bir servisteki hastaya yardım ettiği gerekçesiyle beşyüz kere “Ben salağım servisimden başka servise gittim” yazdırmaya kalkışması, sosyal medyaya yansımadığından sineye çekilen nice psikolojik terör ortamını akla getiriyor.
Yaş, cinsiyet, ırk ayrımı gözetmeksizin her kişiye yönelebilen itibarsızlaştırma, dışlama, taciz etme, değersiz hissettirme gibi duygusal saldırıların, fiziki saldırılara kolayca dönüşebilmesi de üzerinde durulması gereken bağlantılı bir konu. Pandemiyle birlikte artan yüksek işsizlik oranları da yıldırmayı tetikliyor, emeğin değerini düşürüyor.
Geçtiğimiz günlerde tarım işçisi Altın Erdoğan’ın başına gelenler psikolojik şiddetin kolayca fiziki şiddete dönüşmesinin son örneklerinden. Altın hanımın Antalya Kadın Platformu’na anlattıkları kesinlikle soruşturulmalı, gereği yapılmalı, emekçilerin hukuku yerde kalmamalı.
“Mahalledeki kadın komşularımla birlikte nar toplamaya gittim. Çavuş M. işçileri toplayıp nar bahçelerine götürüyordu. Üçüncü gün bilmediğimiz bir çavuş geldi. Nar bahçesinde çalışırken sürekli başımızda ‘Daha hızlı çalışın saat 13.00’e kadar bu işler bitecek’ diye söyleyip durdu. Öğlene kadar çalıştık. Yemek vakti geldiğinde ‘Yemek yemeyeceksiniz. İşleri yetiştireceksiniz’ dedi. Ben ilaç alıyorum, bir kadın arkadaşımla evden getirdiğimiz yiyeceklerimizi yedik ve çalışmaya devam ettik. Dönüşte araçta yaklaşık 30 kişiyiz. Maske takmayanlar var. Uyardım hastalık döneminde neden maskenizi takmıyorsunuz diye. Bir fotoğraf çekmek istedim. Arabayı çavuş durdurdu, eşi üzerime gelip boğazıma yüklendi. Telefonumu aldı. Resimleri sildi. Mahalleme geldik. Ben araçtan biraz uzaklaşınca, çavuş eşine ‘ona vur’ dedi ve kadın yüzümün sol tarafına vurmaya başladı. Gözümden kan geldi. ‘Onun bir şeyi yok’ deyip beklettiler beni ilk çavuşumuz M. gelene kadar. Bu kadar bekletmeseydiler gözüm kurtarılabilirdi. Ne yaşadığımızı anlayamadım bile. Tehditler yağdırmaya başladılar. ‘Çocuklarını, sizi burada yaşatmayız’ diye. Hastanenin önüne bıraktılar. Ameliyatla gözümü kurtaramadılar. Yüzde 90 kör durumda gözüm. Zaten çocuklukta geçirdiğim bir hastalık sonucu bir gözüm görmüyordu hepten kör oldum.”
16 yaşında intihar ederek yaşamına son veren mevsimlik tarım işçisi Fesih Kapçak instagram profiline “mırov ger hêviyêk wan hebe ‘wek mînâ tâvıka bûharê” yazmış. “Umudu olan insan bahar güneşi gibidir.” Diyarbakır’dan Sakarya Geyve’ye göç etmiş, sekiz kardeşi ve annesiyle birlikte mevsimlik işçi olarak hayatını sürdürmeye çalışan bir gencimiz. Ne yaşadı ne gördü umudunu nasıl kaybetti bilmiyoruz.
Üç ay önce de Kocaeli’nde 18 yaşında bir kargo işçisi Furkan Çelep instagram hesabına “Benim yaşımdaki insanlarla aramada uçurum var. Neden kimse bana değerli olduğumu hissettirmiyor” notunu bırakıp intihar etmişti.
Gençlerin, kadınların, çocukların umudunu besleyecek hakkaniyetli bir fırsat eşitliği, insan onuruna yakışır bir iş hayatı için ne kadar emek verilse yeridir.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları











































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
30.12.2020
23.12.2020
16.12.2020
9.02.2020
25.11.2020
11.11.2020
4.01.2020
28.10.2020
14.10.2020
30.09.2020