Ergun BABAHAN
Akademisyen Yektan Türkyılmaz’ın Ahval İngilizce’de yayınlanan “Erdoğan liderliğindeki Türkiye bir savaş rejimine mi dönüşüyor” başlıklı yazısı önemli ve çarpıcı tespitlere yer veriyordu. Türkyılmaz’ın en önemli değerlendirmelerinden biri şuydu:
“Erdoğan’ın otoriter rejimi istikrarsız eski Türkiye’yi yerine istikrarlı, yeni sosyal, politik ve kültürel bir düzen kuramadan yıktı. Erdoğan rejimi, enerjisini eski rejimin yıkımından alan yıkıcı bir güç.”
Doğru bir değerlendirme. Erdoğan benzerine ancak mutlak monarşilerde rastlanabilecek cinsten bir güce sahip. Yargı, sivil-asker ve dini bürokrasi, iş dünyası ve yönetimi, hatta Meclis tamamen kontrolünde. Meclis’e çıkarttırdığı bir yasayı kamuoyu tepkisi sonucu veto edip AKP Grubu’na böyle bir düzenleme yaptığı için özür diletecek kadar güç sahibi. Örnek, termik santrallere filtre takılması.
Yargıçlara talimat veriyor, damadını bütün tepkilere ve başarısızlığına rağmen bakan yapıyor, rüşvet-yolsuzluk soruşturmalarını kapatıyor, kamu ihalelerine müdahale ediyor, Merkez Bankası’nı fiilen yönetiyor, vs…
Ama eskiyi yıkarken yeni bir düzen kuramıyor. Moğollar’ın Asya’dan başlayan istilasına benziyor sistemi. Yıkıp yakıp geçiyor, ilerlerken de geride oğullarını (bu durumda damadını) yönetici olarak atıyor. Ama kafasındaki sistemi kuramıyor.
Neden?
Çünkü görüntüdeki tek adamlığına rağmen sisteme tek başına hâkim değil. Adına Ergenekon, Derin Devlet veya ne derseniz deyin önemli bir ortağı var. Kürt politikasından Libya’ya kadar genel çizgileri belirleyen onlar. Unutmayın ki, “Mavi Vatan” AKP’nin bir projesi değil. Cemaat’le ortaklığı sırasında “darbeci” diye suçlayarak hapse attırdığı ekibin eseri. Yunanistan ile gerilimden Libya’ya asker göndermeye kadar atılan her adım bu projenin bir sonucu.
İkincisi, Erdoğan bir düşün adamı değil. Lenin veya Mustafa Kemal gibi kafasında yaratmak istediği bir sistem yok. Evet, herkesin imam-hatibe gittiği, bütün kadınların başını örttüğü, kimsenin içki içmediği bir düzen hayali var ama bunu somut bir rejime dönüştürecek donanıma sahip değil. Gücü kullanmak yetiyor.
Bu düzen ortaklarının işine de yarıyor çünkü çürümüş kurumların başta yargı olarak yıkılması, mafyavari bu unsurların işine geliyor. Hesap verirlik ortadan kalkıyor. Ayrıca toplumun popüler dindarlaşması, güçlü bir itiraz olasılığını ortadan kaldırdığı gibi, olası bir savaş durumunda gözü kapalı ölüme gidebilecek bir insan havuzu yaratıyor.
Erdoğan’ın işi kolay çünkü eski rejim sağlam, bağımsız kurumlardan oluşmuyordu. Yargı da, üniversite de vesayet rejiminin denetimi altındaydı. Vesayet sistemi sahiplerinin onayı olmadan birinin büyük kamu üniversitelerine rektör olması veya yüksek yargıda kritik noktalara gelmesi mümkün değildi. O yüzden eskiyi yıkmak kolay oldu.
Erdoğan’ın işi zor, çünkü yeni sistemi oluşturabilecek kadroları ve fikir donanımı yok. Tek başına bir düzen yaratma çabasında ki, bu da ortaklarının işine geliyor çünkü yaptığı her şeyin onunla birlikte gideceğini biliyor. Ayrıca tek adam rejimi, işler kötü gittiğinde suçu üzerine atıp sistemi kurtaracak bir günah keçisi yaratmaya da yarıyor.
Savaş rejimi ise iki tarafında işine yarıyor. Ortakların İttihatçı hülyalarını diri tutarken Erdoğan’ın Osmanlı veya cihat hayaliyle diri tuttuğu tabanının desteğinin devamını sağlıyor. Ayrıca, Türkiye’yi bölmeye çalışan dış düşmanlar söylemi kitleyi Erdoğan ve devletin arkasında birleştiriyor.
Toplumun mayası böyle bir yönlendirmeye uygun. Çünkü tüketim ve yaşam normlarındaki değişim toplumsal değişime denk gelmiyor. Kente göçmüş olmasına rağmen muhafazakâr kesimin düşünce yapısı değişmiyor. Ortak özellikleri, hiyerarşi, otoriteye saygı, bir kişinin toplumdaki yerini bilmesi, Tanrı’ya inanç, babaya saygı olarak aynen devam ediyor.
Ailedeki baba, Erdoğan ile devlet babaya dönüşüyor. Yaptığından sual olunmuyor, mutabık olunmasa bile her yaptığına saygı duyuluyor. Dini bilgileri şüpheli tarikat liderleri tarafından şekillenen böyle bir toplumsal kesimi yönlendirmek ve desteğini elde tutmak Erdoğan gibi usta bir siyasetçi ve bu kültürden gelen biri için çok da zor olmuyor.
(CHP’nin de devletin eylemlerini sorgulamaktan özenle kaçınıyor olması, kendisini modern kabul eden kesimlerde de ‘bölücü ve yıkıcı dış düşmanlara karşı’ hiçbir şeyi sorgulamadan devletin yanında olma sonucu yaratıyor.)
Bu tablo, Erdoğan’ın savaş rejimini ayakta tutuyor. Sürekli bir savaş ve düşmanlarla çevrili olma duygusu, ekonominin ağır bir çöküşe geçtiği bu dönemde bile AKP-MHP İttifakı’nın yüzde 50’nin oy desteğine sahip olmasını sağlıyor.
Bu karanlık görünen tabloda muhalefet için hiç mi umut yok? Elbette var… Umut en karanlık günde bile var, yoksa insan insan olmaktan çıkar. Savaş rejiminin en kaçınılmaz sonuçlarından biri kaynakların sürekli olarak silahlanmaya ayrılması, kalkınma için fazla bir pay kalmaması. Üstelik Meclis’in tamamen devre dışı kaldığı bir dönemde ahbap-akraba-AKP ve Katarlılar arasında kurulan sistemin gerçek maliyeti bilinemiyor, kimse de sorgulamıyor zaten. Savaş rejimi, yolsuzlukları kamu desteğiyle büyütüyor bu anlamda.
Buna yolsuzluk rejimi sonucu düzenli vergi toplamaması ve yandaş iş adamlarına vergiden mutlak muafiyet tanınmasını eklediğinizde tablo daha da ağırlaşıyor. Her şeye rağmen kamuoyu araştırmalarında ekonominin birinci sorun çıkması bu söylediklerimizi doğruluyor.
Erdoğan ekonomik, siyasi ve son İslam İmparatoru olarak tarihe geçmek hayaliyle bu sisteme yükleniyor. Bir devlet değil ama bir yağma sistemi kuruyor. Muhalefet, temel ilkeleri belirlenmiş bir platformda bir araya gelirse, yıkılmakta olanın yerine yeni bir rejim kurabilir. Sorun, eski ve yeni rejimde yağma düzenine alışmış siyasi partilerin bağımsız kurumlara sahip yeni bir düzen için birleşip birleşemeyeceğinde...
© Ahval Türkçe
Yazarlar
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları

































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2022
7.03.2022
1.03.2022
21.02.2022
28.01.2022
11.01.2022
6.01.2022
3.01.2022
25.11.2021
18.11.2021