Oya BAYDAR
Beklenen erken seçimi, “Bana bir koca lâzım, o da bu gece lâzım” telaşıyla baskın seçime dönüştüren işaret, hamle, emir -ne derseniz deyin- her zaman olduğu gibi yine Devlet Bahçeli’den geldi. Onlarca yıldır en kritik anlardaki müdahaleleriyle siyaseti dizayn eden Devlet Bey’in bu türden ataklarını sayıp dökmeye gerek yok, çok yazıldı. 2002’de kendisinin de ortağı olduğu Ecevit hükümetini sona erdiren erken seçim çıkışını, 7 Haziran seçimleri sonrasında hiçbir koalisyonda olmayacağını ilan ederek AKP’ye yol vermesini, Ekim 2016’da “fiili duruma hukukî boyut kazandırmak gerek” diyerek başkanlık sistemini acilen Meclis’e sunma çağrısını, ardından Cumhur İttifakı hamlesini, son olarak da, Erdoğan ve AKP’nin zinhar erken seçim yok demelerine karşılık Ağustos’ta erken seçimi ortaya atmasını hatırlamak yeter.
Söyleyene bakma söyletene bak
Devlet Bahçeli nobran kişiliği, yetersiz formasyonu, şoven milliyetçiliği, dünyayı ve çağı anlamaktaki körlüğü, iç ve dış siyasete sadece savaş, kan, çatışma, şiddet merceğinden bakmasıyla, bir ülkenin gününü ve geleceğini belirleyebilecek, kitleleri peşinden sürükleyebilecek bir lider değil. Hele de Tayyip Erdoğan gibi birini burnundan sürükleyebilecek biri hiç değil. Gücünü nereden alıyor peki?
Hükümetler, iktidarlar, devlet kurumları, siyasetçiler, başbakanlar, cumhurbaşkanları geçip giderken varlığını koruyan düşmez kalkmaz derin devletten…
Biliyorum; bu derin devlet konusu netamelidir. Kimler bunlar, falan diye sorulduğunda cevabı kolay değildir. Bu yüzden iddialı konuşamam. Ama, bunca yıldır toplumu ve siyaseti izleyen gözleyen, çeşitli çevrelere kulağı delik biri olarak şu kadarını söyleyebilirim: Eskilerin “hikmet-i devlet” dedikleri, Batılıların yaygın olarak Fransızcasını benimseyip “Raison d’état” diye adlandırdığı zihniyettir. O “hikmet”in, o “aklın” temsilcileri değişse de hikmet veya zihniyet devam eder.
Türkiye gibi Osmanlı’dan ceberrut devlet geleneğini devralmış ülkelerde, ulus-devletin kuruluşu sürecinde devlet aklı; tekçi, milliyetçi, asimilasyonist, militarist kodlara sahip çıkar. Devletin beka’sı adına bu kodların bekçiliğini yapar. İşler sarpa sardığında, yönetenler yönetemez olduğunda, büyük ekonomik-toplumsal kriz dönemlerinde devreye girer. İktidarları yönlendirir, güder, olmadı askerî ya da sivil darbelerle müdahale eder.
Derin akıl tutucudur, statükocudur. Temel kodlara aykırı kökten değişimci gelişmeleri engellemekle görevlidir. Türkiye’de solun, işçi-emekçi hareketinin yükselişine set çeken 12 Mart ve 12 Eylül darbelerini, AKP’nin iktidara gelişini engellemeye yönelik çeşitli provokasyonları, darbe teşebbüslerini, Kürt halkına yönelen kıyımları, Dersim’i, Ermeni tehcirini, 6-7 Eylül’ü, Kıbrıs meselesini, daha nicelerini hatırlayalım…
Derin devleti yekpare bir bütünlük olarak düşünmemek gerekir. Kendi içinde de ideolojik kanatlar, farklı görüşler, gözlerini farklı mihraklara, farklı yönlere dikmiş olanları barındırır. Bunların arasında zaman zaman çatışmalar da çıkabilir. Emrindeki kontrgerilla (gladyo) türü yapılar, provokatörler, silahlı çeteler dışında bir de yasal siyasete katılıp siyaseti biçimlendiren temsilcileri, sözcüleri vardır. Devlet Bahçeli’nin, misyon sahibi, yani organik olarak veya zihniyet uyuşması nedeniyle onlardan biri olduğunu düşünüyorum .
Erdoğan’ın teslim alınış süreci
2002’de iktidara gelen Erdoğan ve partisinin 2007’ye hatta 2010’lara kadar reformcu çizgide olduğunu siyasî karşıtlarının çoğu da kabul eder. Batı’nın (özellikle ABD’nin) bugün tümüyle çökmüş ılımlı İslam projesinin ürünü olmakla birlikte, bu projenin Türk derin devletinin kerhen de olsa onayını almış olduğu unutulmamalı.
Devlet aklı çoğu zaman savaşçı, kötücül ve melundur ama budala değildir. 2000’lerin başlarında dünya ve ülke koşullarının, artık seçkinci vesayetçi rejimi olduğu gibi sürdürmeye olanak tanımadığının, dipten gelen dalgaların yarattığı baskının farkındadır. Üstelik denenen çeşitli müdahaleler AKP’nin siyasî iktidarına engel olamamıştır. Ancak, on beş yıl sonra derin devlet refleksi açısından, her alanda çuvallamış, işleri yüzüne gözüne bulaştırmış, Türkiye’yi büyük bir ekonomik ve siyasî krizin eşiğine getirmiş, dış dünyada ve bölgede attığı her adımla ülkeyi felakete sürükleyen Erdoğan’ı taşımak artık zorlaşmıştır. Ilımlı İslam projesinin çöküşü, Batı dünyasının krizi, yeni dünya dengeleri arayışı da hesaba katıldığında, proje yatmış, ya da miadını doldurmuştur.
Erdoğan’ın 2011-2012 sonrasında, reformculuğunu yitirdiğini; iç ve dış koşulların değişmesine ve FETÖ tehdidine bağlı olarak kendisinin ve iktidarının beka’sı uğruna adım adım derin devlete teslim olduğunu görüyoruz. Bu teslimiyetin tescili, 7 Haziran seçimlerinin yarattığı şokuna ardından 2015 Temmuzunda çözüm masasının devrilmesidir. 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sonra Erdoğan içerde ve dışarda attığı her adımla Bahçeli’nin kucağına biraz daha düşmüştür.
Derin akıl Erdoğan’dan neden vazgeçer?
Madem ki komplo teorisi kuruyorum, şu soruyu sormalıyım: Bahçeli’nin erken seçim çıkışı, askerî darbe’nin olası görünmediği koşullarda Erdoğan’ı kendi kazdığı kuyuya (Başkanlık rejimi, vb.) düşürüp tasfiyesine yönelik olabilir mi? Bahçeli’yi idare ettiğini, ondan yararlandığını sanan Erdoğan iplerin gerçekte kimin elinde olduğunu farketmiş midir? Belki fark etmiştir ama batağa saplandığını kendisi de bildiği için eli mahkûmdur.
“Milliyetçiliği ayaklarımın altına aldım” diyen, inancı-ideolojisi gereği ümmetçi olması gereken Erdoğan şoven Sünnî Türk milliyetçisine dönüştüğüne, pek çok konuda devlet aklına teslim olduğuna göre, derinlerdeki akıl ( aslında halkın ve ülkenin aydınlık yarınlarına ipotek koyan akılsızlık) neden ondan kurtulmaya çalışsın sorusunu soracak olursanız, cevabı basit: Her şeyi ağzına yüzüne bulaştırdığı, “müesses nizam”ı bütün kurumlarıyla değiştirmede ve kendi iktidarını kurmada pervasızca ileri gitti, ülkeyi her alanda yıkımın eşiğine getirdiği, kendi beka’sını derin devletin bekçiliğini yaptığı devlet beka’sının önüne geçirdiği için…
Barış ve demokrasi güçleri için fırsat
Hem devlet aklını hem de ona teslim olmuş Erdoğan’ı alt etmek için önümüzde kolay kolay ele geçmeyecek bir fırsat var. Türkiye barış-demokrasi-emek güçleri bu defa başarabilecekler mi? Başarabilecek miyiz?
Çok güçlü görünen, kimilerini umutsuzluğa kaptıran iktidar hiç bu kadar güçsüz olmamıştı. Son günlerde muhalefetten gelen ummadıkları hamleler, beklemedikleri yakınlaşmalar, dirsek temasları, güçbirliği arayışları karşısında eteklerinin nasıl tutuştuğu, ne yılanlara sarılmaya çalıştıkları, nasıl çırpındıkları ve gerildikleri apaçık ortada.
Bu aşamada önümüze tek hedef olarak tek adam diktasını ne pahasına olursa olsun engellemeyi koyarsak; bunun için örgütsel, grupsal, bireysel, siyasal, ideolojik farklılıkları ve ayrılıkları aşıp tek hedefte birleşebilirsek başarırız.
Dün bazı gazetelerde çıkan bütün siyasal partilere ve güçlere seslenen, Demokrasi İçin Birlik, Yurttaş Girişimi, Diyalog Grubu imzalı ilanda belirtildiği gibi: Sadece siyasi değil hayati bir kararın eşiğindeyiz. Halk; huzur, barış, eşitlik, özgürlük, adalet istiyor. “Tek adam iktidarına son verecek güç sizde. Tarihi sorumluluk önünüzde…..Halk sizden güç birliği istiyor.”
Ne derin devlet ne de Erdoğan yenilmezdir. İş ki biz yeterince umutlu ve birlikli olalım.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları













































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.05.2024
14.05.2024
3.05.2024
3.05.2024
22.04.2024
16.04.2024
3.04.2024
29.03.2024
22.03.2024
7.03.2024