Süleyman YAŞAR
Türkiye’de sermaye artık başka ülkelere kaçamaya başladı. Daha doğrusu bu ülkede oturanlar artık kendi ülkelerine yatırım yapmıyorlar. Sermayelerini başka ülkelere götürüyorlar.
Peki, niye böyle oluyor?
Çünkü, son dönemde çıkan müsadere yasaları, konusu ve yükümlüsü belli olmayan vergi düzenlemeleri, keyfî vergi denetimleri, keyfî idari kararlar, devletin özel sektör üzerindeki baskıcı tavrı yatırımcıları korkuttu. İşte bu nedenle artık Türkiye’de oturanlar yatırımlarını diğer ülkelere yapıyorlar.
Gelelim niçin böyle bir tespit yaptığımıza…
Böyle bir tespit yapıyoruz, çünkü, 2014’ün ocak- kasım döneminde Türkiye’den yurtdışına yapılan doğrudan yatırım tutarı 6 milyar 328 milyon dolara yükseldi. Dolayısıyla bu sermaye çıkışı tespitimizi doğrulayan gözlem oluyor. Ve böyle büyük tutarlı doğrudan sermaye çıkışı Türkiye’de hiç görülmedi.
Şimdi bazıları ne güzel işte Türkiye’de oturanlar yabancı şirketleri satın alıyor, küresel varlık ediniyorlar diyebilir. Bu yorum doğru bir yorum değil.
Niye değil? Çünkü, Türkiye sermaye kıtlığı çeken bir ülke. Türkiye’den giden her bir dolar gittiği ülke ekonomisine büyüme ve istihdam sağlıyor. Bu arada Türkiye’de işsizliğin yüzde 10,4 oranında olduğunu, ekonominin 2014’ün ilk dokuz ayında yüzde 2,7 oranında yani çok az büyüdüğünü hatırlatalım.
Kısaca bir ülke kendisinde bol olan kaynağı ihraç eder. Kıt olan kaynağı ithal eder. O hâlde biz tam aksini yapıyoruz. Türkiye’de sermaye kıt olduğuna göre giden sermayeyi kaybedilmiş bir yatırım olarak değerlendirmek doğru olur.
İKTİDAR FAİZ LOBİSİNE ÇALIŞIYOR
Gelelim bütün bunları niye anlattığımıza…
Türkiye’de faaliyet gösteren Bank Asya isimli bankanın yönetimine önceki gün el konulduğu açıklandı. Ve bu el konulma kararının Bankalar Kanunu’nun 18. maddesine göre alındığı belirtildi. Oysa sözkonusu 18. Madde artık geçerliliğini yitirmiş bir madde.
Niye yitirmiş bu madde geçerliliğini? Çünkü, devlet bankanın ortaklarının kimlik numaralarını biliyor. Bu arada BDDK’nın açıklamasından anlaşılan yabancı ortak yok. Dolayısıyla devlet, bana ortakların bilgileri zamanında gelmedi diyemez. Çünkü ortakların kimlik numarasından ikametgâhları, diplomaları, adli sicil kayıtları, mal varlıkları devletin elinin altındaki hemen ulaşabileceği bilgiler oluyor.
O hâlde 2005’te yazılan bu kanun maddesine dayanıp yönetime el koymak haklı bir gerekçe olmuyor. Peki, Bankalar Kanunu’nun 18. maddesine dayanarak yönetime el koyma ne oluyor o hâlde?Kişilerin mal varlığı üzerinde usulsüz tasarruf oluyor.
Anlayacağınız iktidar kredi derecelendirme kuruluşlarını yani notçuları haklı çıkartmak için elinden ne gelirse yapıyor. Böylece Türkiye’nin daha yüksek faizle para kullanmasına neden oluyor. Yani iktidar faiz lobisine çalışıyor.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Darbe başarılı olsaydı herhalde not artıracaklardı
25.07.2016 - NATO, Türkiye’den para istedi
13.07.2016 - Türkiye’nin yerini İran dolduruyor
4.02.2016 - Eski Türkiye olsa şimdi para yağardı
2.02.2016 - İlk Türk devleti izolasyondan kurtulmak istiyor
1.02.2016 - AKP dönemi Cumhuriyet’in lale devri mi?
10.06.2016 - G7 zirvesinden Zarrab tedbirleri
31.05.2016 - Kılıçdaroğlu’na niye saldırıyorlar
27.05.2016 - Dolar niye yükseliyor
18.05.2016 - İşsizlikte dünya üçüncüsüyüz
17.05.2016
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları




























Ad Soyad Giriniz...
Bu tip şeyler hep olacaktır. Burdan başka bir şehire gidilse dahi memnuniyetsizlik olacaktır. Bu sebeple insanları memnun etmek zor iştir. Nasıl kışın yaz olsa yazın ise kış olsa diye düşünüyoruz. Hemen hemen aynı şey gibi geliyor bana...