Ali BAYRAMOĞLU

Ali BAYRAMOĞLU
Ali BAYRAMOĞLU
Karar Tüm Yazıları
Erdoğan çok beğenmiştir…
30.08.2025
114

ABD kaynaklı dış politika dergisi The American Conservative’de yayımlanan bir makale dün internette dolaştı. Birçok benzeri gibi Türkiye’nin güvenlik, savunma sanayi, dış politik sahadaki yükselişine işaret eden makale, Türkiye'nin bölgesel gücünün, “neredeyse bir asırdır görülmemiş bir zirveye ulaştığını” söylüyor, durumu şu hususların altını çizerek açıklıyordu: -

Türk İHA desteğin "Ukrayna'nın, Kiev'e doğru ilerleyen Rus gücünü dengelemesine" yardımcı oldu. Bu, Ankara’ya "Avrupa’da büyük bir itibar artışı" sağladı.

Türkiye terör örgütü PKK'yı "askeri olarak yendi".

Desteği, Suriye'deki dengeleri bozguna uğrattı ve Suriye'de Baasçılığın çöküşüne neden oldu."

Türkiye, Azerbaycan'a verdiği aktif destekle "Ermenistan'ın hezimetine" yol açtı.

Ve şu sözler: "Tarihte, eski bir büyük gücün böyle geri dönüşü nadirdir…”

Makale Erdoğan’ın çok hoşuna gitmiştir, şüphe yok.

Nitekim günlerdir, diplomasi ve savunma alanındaki başarılarının altını çiziyor, siyasetin bu olduğu ima ediyor ve muhalefete böyle yükleniyor.

Dergideki kanaat ve Erdoğan’ın siyaset dair bu dolaylı tanımı Türkiye’nin iç dinamikleri bakımından ne ifade ediyor?

Türkiye dış politika ve savunma gücü bakımından hız yapıyor, bu da toplumun bir kesimine siyasi enerji veriyor, Erdoğan’ı besliyor, buna hiç şüphe yok.

Buna karşılık iç dinamikler ve hukuk düzeni bakımından durum tam tersine, çark sürekli geriye dönüyor. Bu durum ise muhalefetin ana, hatta yegane siyasi meselesi halinde.

Toplumun devlete, siyasete, başarıya, refaha verdiği anlam da bu iki eksen arasında bölünmüş durumda.

2024’te, DPI için yazdığım bir raporda seçim sonuçlarını da içeren bir makalede şunları yazmıştım:

“Ülkede ana zemini oluşturan kadim kültürel kimlikler, bugün itibariyle kültür ve yaşam biçimi savaşlarından çok, birbirinden farklı siyasi tasavvurları, siyasi düzen beklentilerini, ideal toplum formlarını beslemekte, toplumsal enerji bu noktalara sürüklenmektedir. Nitekim, modern cephede öne çıkan itiraz ve hassasiyet, görece olarak, laik yaşam biçimine yönelik tehditlerden çok, keyfilik, muhafazakar kimlik ve tek adam hegemonyası etrafında şekillenmekte ve siyasallaşmaktadır. Muhafazakar kesimde ise, kültürel-dindar aidiyet şemsiyesi yerini milli kimlik siyaset ve hegemonya bırakmış görünmektedir.

Bir yanda, siyasi iktidarın veya iktidardaki siyasi bloğun (bakış ve ufuk olarak) toplumsal akisleri, toplumsal destek halleri bulunuyordu. Bu blokta siyasi ideal ve beklenti. ‘güçlü siyasi irade/lider’, ‘güçlü devlet’, ‘siyaset-devlet özdeşliği’ üçlüsü üzerine oturmakta, devlet asli taşıyıcı olarak görülmekte, ideal düzen kuvvetler birliği, çoğunlukçu sistem, türdeş toplum gibi unsurlarla tanımlanmaktadır. Bu cenahın ana gövdesini önemli ölçüde muhafazakar-milliyetçi sağ kitleler oluşturmuş, ulusalcılar kesimler de bu cephede yer almıştır. ‘Yerli medeniyet ve gücü” bir gelecek tasavvuru olarak hikayeleştiren iktidar ittifakı bu ayağı hem pekiştirmekte hem temsil etmektedir.

Diğer yanda ‘demokratik restorasyon’ fikri esastı. Muhalefet bu fikrin etrafında toplanan kesimlerce oluşturuldu. Kuvvetler ayrılığının tesisi ve kurumsal-rasyonel sistem işleyişi birleştirici ana talepler olarak öne çıksa da, bu cephede ortak siyasi hassasiyet, esasen yeni bir hikayeden çok, mevcut düzene yönelik itiraz, popülizmden ve tek adam rejiminden çıkış beklentisi üzerine oturuyordu. Bu cenahta, önemli ölçüde seküler gruplar, Kürtler, Aleviler ve kısmen reformist muhafazakarlar yer aldılar. Esas olarak, ‘kurucu bir siyasi tasavvurdan’ uzak, ‘geri dönüş ve restorasyon fikri’ etrafında bir araya gelen, (‘gelebilen’) muhalif siyasi partiler tarafından temsil edildiler…”

Bu tablo her geçen gün kesifleşiyor.

Ülkenin ana çatışma eksenini bir süre daha bu ayrışma oluşturacak gibi duruyor.

 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yazarlar