Berrin Sönmez
Akademiden sanata, spordan siyasete ve devletten halka yayılan farklı etkinliklerle Cumhuriyet, her boyutuyla konuşulmalı, coşkusu ortak yaşanmalıydı. Kutlamalar sınırlı ve hayli sönük kalsa da ve hatta Filistin mitingi ile gölgelenmek için özel çaba harcansa da “altın yere düşmekle sakıt olmaz değerinden” dizesi uyarınca Osmanlı Devleti yıkılırken kurulan Cumhuriyet, halkın gözbebeği. Osmanlının belki de en büyük başarısı, yıkılırken bile Milli Mücadele'yi başaracak, istiklalimizi sağlayacak ve zamanın ruhuna uyumlu yeni bir devlet kuracak nesiller yetiştirmiş olmasıydı. Ki Cumhuriyet'e doğru ilerleyişin ayak sesleri Osmanlı modernleşmesinde duyulur. Görmek, bilmek, anlamak isteyenlerin meçhulü değil tebaadan yurttaşlığa geçiş. Ve Cumhuriyet aydınlanması, Osmanlı modernleşmesinin devasa adımlarla devamıydı. 100 yıl boyunca devrim-karşı devrim ilişkisinin yumuşak versiyonu olarak görmek gereken siyasi çalkantılar ve darbelerle yaşanan med-cezir hengamesi, bir anlamda taşların yerine oturma koşturmacasıydı.
İlk asrın son 22 yılına damgasını vuran AKP iktidarının, ülkedeki dindarların ve Kürtlerin Cumhuriyet sistemine entegrasyonunu sağlama potansiyeli vardı. Ve Cumhuriyet'i gerçek anlamda demokrasi ile taçlandırma şansı ele geçmişti başlarda. Fakat AKP ve Erdoğan bu fırsatı tepti. İktidar hırsıyla ve İslamcılık ideolojisiyle malul bir yönetimle tamamladık Cumhuriyet'in ilk asrını. İkinci yüzyılın ilk gününden, kişisel tarihime not düşme misali başına oturduğum bu yazıda bir gün önceki Filistin mitingini anmadan geçmek olmaz. Söylenecek çok fazla şey yok aslında. Görünen, bilinen tek gerçek Siyonizm ile İslamizm arasındaki simbiyotik ilişki, medeniyetlerin beşiği Orta Doğu’yu insanları, insaniyeti yutan bir bataklığa dönüştürdü. Geçmişi de var elbet orta çağın kutsal savaşlarının bu çağa taşınmasından öte söz yok pek. Filistinliler vaktiyle Orta Doğunun entelektüel vasfı en yüksek toplumuydu. Lübnan ise gelişmişlik düzeyi en yüksek olan yerdi. Doğunun Paris’iydi Beyrut. Şimdi din savaşlarıyla yanmış, yakılmış halde bu topraklar. Ve Gazze İşgali bugüne kadar Filistinlilerin mülksüzleştirilmeye çalışıldığı bir yerdi. İsrail işgalinin geldiği son aşamada Gazze, şimdi insansızlaştırılmaya çalışılıyor. Filistinlilerden “arındırılmış” toprak hayalini gerçekleştirmek için Siyonist Netanyahu son kozlarını oynuyor gibi. Hamas deseniz Filistinlilerin kendi kaderini tayin etme ve kendini yönetme hakkını elinin tersiyle itip görünmez kılarak Yahudi-Müslüman karşıtlığını ön plana çıkardı. Savaşın kazananı olmaz, kutsal savaşların kazananı hiç olmaz gerçeğini idrak etmesi gereken AKP iktidarı ise tam tersine Orta Doğunun savaşını Türkiye’ye taşıma pahasına 100. yıl kutlamaları yerine Filistin mitingi yapmayı önceledi. Yek diğerinin varlığından beslenen iki dini ideolojinin çatışması ilk asrın son günlerinde iktidarın ana konusu olduysa vardır bir sebebi.
Cumhuriyet'in ikinci yüzyılı demek yerine Türkiye yüzyılı sloganını tercih etmeleri salt kültür savaşlarıyla ilgili değil demek ki. Aynı zamanda din savaşlarını ülkeye taşıma ya da Cumhuriyet'i din savaşlarının odağına yerleştirme hedefi, bu mitingle biraz daha netleşti. Haksızlık etmeyelim bu konuda AKP çok istikrarlı ilerliyor. Planlanmış adımlar birbirini izlerken ustaca gözlerden de kaçırılıyor ve bu sayede farklı kesimlerin desteğini alması mümkün oluyor. Evet Türkiye yüzyılı Cumhuriyet değerlerinin tersine çevrildiği, ülkenin yüzünün doğuya ve din savaşlarına döndürüldüğü bir zaman dilimi hedefini işaret ediyor. Tek adam rejimi, parti devleti sistemi ve daha önemlisi saray talimatı olmadan yaprak kımıldamayan bir cumhuriyetin ilk gününden sesleniyoruz artık birbirimize. Başaramayacağını umduğumuz bir sosyal mühendislik politikasının daha sertleşeceği günlere açacağız artık gözlerimizi.
Kadınlar önden buyursun denilecek. Yanlış anlaşılmasın nezaketten değil art niyetten. Kadınların arkasından çevrilen o kadar çok iş var ki her biri için hazırlanmış kartlar artık iktidarın masasında değil cebinde. Bugünden başlayarak her biri teker teker önümüze gelecek. Toplum tasarımı politikalarının doğasında önce kadınları çocukları “biçimlendirmek” yattığı için. Sözün tam bu kısmında AKP tabanından yükselecek itirazı duyar gibiyim. “Kemalizm de Cumhuriyetin ilk yıllarında sosyal mühendislik yaparak eğitimde ve toplum yaşamında kadınları ve çocukları biçimlendirmekle işe başlamıştı. Şimdi iktidar aslına rücu ettirecek.” Yanlış, tümüyle yanlış bu bir tespit değil kof cehalet cümlesi. Osmanlı modernleşme tarihi aynı zamanda Osmanlı kadınları için eşitlik mücadelesi tarihidir de. Eğitim ve çalışma hakkından siyasal haklara ve aile hukukuna kadar her alanda kadınların yürüttüğü mücadele ile Cumhuriyet kazanımlarının temeli atılmıştı. Cumhuriyet'le birlikte hanedan üyelerine ve hanedana yakın seçkinlere tanınan hakların tüm yurttaşlara, tüm kadınlara tanınması ile devasa bir adım atılmış oldu. Hatta aile hukukunda kadınların boşanma hakkı, Osmanlı modernleşmesinden asırlar önce hanedan kadınlarına tanınmıştı. Padişahların kızları ve kız kardeşleri için geçerli olan boşanma hakkına Osmanlı “ismet hakkı” diyordu ve hanedan üyesi kadınlar sahipti bu hakka. İlerleyen yüzyıllarda hanedana yakın seçkin ailelerin kimisi fiili olarak kızlarının ve kız kardeşlerinin bu ismet hakkını kullanmasını, metazori olarak sağladı. Gücü, gücü yetene sistemi diyebileceğimiz şekilde ailesi güçlü olmayan damatlar, sessizce kabullenmek zorunda bırakılarak evli olduğu kadının istediği doğrultuda boşanmayı kabul eder olmuştu. Cumhuriyet'in getirdiği fark sadece seçkinlere mahsus olan hakkı tüm yurttaşlarına tanıması oldu. Ahmet Cevdet Paşa’nın Mecellenin sunuşunda belirttiği gibi “ezmanın tagayyürü ahkamın tagayyyürünü mucip” olduğundan kadın hakları yönünde gelişmeler başlatıldı. Yani zamanın değişmesiyle hükümler değişir dediğinden Osmanlı Aile hukuku da önce Mecelle ile kadınlar lehine iyileştirilmiş, sivil haklar kısmen tanınmış, bir nevi Medeni Kanun girişiminde bulunulmuştu. Daha sonra 1917 tarihli Aile Hukuku Nizamnamesiyle kadınlara tanınan haklar belli hukuki kriterlerle tespit edilmişti.
Cumhuriyet aydınlanmasıyla suyun akış yönünü değiştiren bir sosyal mühendislik yapılmadı. Benzetmek yerindeyse suyun akış yönünde debisi yükseltildi Cumhuriyet'in ilanından sonra. Hatalar, eksikler, gecikmeler, geciktirmeler yok değildi ama genel bakışla söylersek Osmanlıda başlayan kadın hakları hukukunun oluşumu Cumhuriyet döneminde aynı yönde ama çok daha hızlı ilerleyen adımlarla ve tüm yurttaşları kapsayacak şekilde sürdürüldü. Yani AKP tabanı yanılıyor, Cumhuriyet kazanımları ve değerleriyle kavgalı bir İslamcılık ideolojisinin çarpıttığı tarih algısı ile sakatlanmış zihinlerden, bazı ezber kalıplardan kurtulanlar bilirler. Hatta harf devrimi de böyledir. “Vav’lı Türkçüler” den “Enver alfabesi”ne; Tevfik Fikret’ten Mehmet Emin Yurdakul’a uzanan alfabeyi lisana uyarlama, değiştirme ya da iyileştirme ihtiyacı ve dilde sadeleşme, yazı dilinde Türkçeleşme çabaları Osmanlıda uzun bir geçmişe sahip. Yani ortada bir toplum mühendisliği yoktu. Adımların hızlandırılmasıyla oluşan, zamanın değişmesiyle kuralların uyumlu yönde şekillenmesini sistematize eden bir aydınlanma süreciydi. Gidiş yönü hızlandı ve toplum benimsedi kolaylıkla.
Şimdi iktidarın Türkiye Yüzyılı iddiasıyla yapmaya giriştikleri ise toplumsal yaşamı kadın haklarından ve çocukların eğitiminden başlayarak Osmanlı modernleşmesi öncesinde yaşanmış muhayyel bir aile ve toplum inşa etmek. Bunu gerçekleştirmek için atılan adımlar Aile Çalıştayları ile illerde ve 8. Aile Şurası ile Sarayda gerçekleştirilirken tüm bu sosyal mühendislik çabası göz alıcı bir kılıfa dolanmış halde. Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi projesi olarak başlamış, uzun süredir adımları devam eden bir aile hukuku çalışması var. Nafakadan 6284 şiddet yasasına, boşanmalarda kusur, tazminat velayet ve bir de her ne demekse aile adaleti gibi başlıklar taşıyan kapsamlı ve yıllardır sürdürülen çalışmalar gerçekleştiriliyor.
Adalet Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yerel ortaklar; Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi uluslararası ortaklar olarak yer alıyor bu projede. Akademisyenler, hukukçular, kamu kurumlarından bürokratlar ve sivil toplum katılımıyla gerçekleşiyor. AK ve AB projesi olduğu için ulusal ayaklara yani il aile çalıştaylarına ve 8. Aile Şurasına katılması istenmeyen kadın örgütlerinden bazıları da bu Uluslararası Aile Hukuku Sempozyumuna davet edildi. Son birkaç günde gerçekleşen kadın örgütleri daveti yazık ki konuşmacı çağrısı değil. Giden arkadaşlara düşen ancak oturumlardaki konuşmalara bakarak iktidarın tasarladığı aile hukukuna bu sempozyumda dile getirilenlerden ne kadarının girip girmeyeceğini tespit etmek olacak. Ki projenin önceki ayaklarında yapılan çalışmaların başlığına bakmak bile bunu anlamak için yeterli aslında. Fakat sadece kadın örgütleri değil akademisyenler ve hukukçular da bunun AB ve AK ortaklığında gerçekleşmesine güveniyor. İstanbul Sözleşmesi hakkında hiçbir yaptırım düşünmeyen Avrupa Konseyi’nin bizim aile hukukumuzu ve iktidarın aile hayalini gerçekleştirmek için araç olarak kullandığı projeden kadınların payına düşecek hak kayıplarını önemseyeceği zannı gaflet değilse nedir ki diyeceğim ama neyse şimdilik susayım. İstiklalimizi kazandığımız Cumhuriyet'in ikinci asrından istikbale bakarken tünelin ucunda ışık görülmüyor şimdilik.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
22.11.2025
3.11.2025
19.10.2025
12.10.2025
4.10.2025
21.09.2025
23.08.2025
17.08.2025
10.08.2025