Berrin Sönmez
Ev işiyle meşgul olmayı seçenler kategorisinde sadece kadın işsizlerin yer alışı ve işsiz sayısından çıkarılmaları, ilk bakışta basit bir kurnazlık olarak görülse de bu yeni kategorinin pek çok alt anlam barındırdığına şüphe yok. TÜİK verilerine göre ev kadını sayısı 2014 şartlarına geri dönmüş halde:
2014’de 11 milyon 589 bin olan ev kadını sayısı takip eden yıllarda biraz düşerek 2018 Ekim’inde 10 milyon 917 bin olmuş. Açıklanan son verilerle 2019 Ekim’inde ise tekrar 11 milyon 549 bine çıkmış. İş gücü piyasasında yer alıp da iş bulma ümidini kaybetmiş olan kadınların ev işiyle meşgul olmayı seçtiği söylemi düpedüz aldatmaca olmakla birlikte rakamların sesine kulak verince farklı fısıltılar duymak olası. Örneğin ev içi sorumlulukların ve bakım emeğinin kadınlara düşme halindeki yükselişi anlatır bu rakam. Ev içi iş bölümünde erkek konforunun biraz daha yükseldiğini de anlatır. Daha kötüsü yoksulluk nafakasına ihtiyaç duyacak kadın sayısındaki yükselişi gösterir.
Bir yandan yoksulluk nafakasını kaldırma veya sınırlandırma teşebbüsleri sürüyor. Diğer yandan yükselen ev kadınlığı ve aile kutsamasına benzer, ev işiyle meşgul olmayı seçen kadınlar ifadesiyle burun buruna geliyoruz. Yoksul kadının nafakasını kesme hevesiyle kadını yoksulluğa mahkum etme çabasının aynı anda yürütülmesi tezat gibi görünse de gerçekte eşitlik karşıtı lobi açısından güç göstergesi. İktidar tüm organlarıyla bu lobinin etkisi altındayken, TİHEK ve Kamu Denetçiliği, eşitlik karşıtı lobinin ağzıyla konuşurken TÜİK de işsizlik rakamlarıyla oynayarak ev kadınlığı kutsamasına girmekle şaşırtmadı tabii ki.
Aile birliğinde erkek konforunun temel dayanağı olmak üzere icat edilmiş bir meslek ev kadınlığı. İngilizce housewife kelimesinin birebir tercümesi olan ev kadını tabiri son TÜİK raporuna “ev işiyle meşgul olmayı seçen” şeklinde yansısa da bunun kadınların seçimi olmadığını herkes bilir. Ev kadınlığının erkeklerin seçimi olduğu, önceki yıllara ait TÜİK raporlarıyla belgeleniyor. Örneğin 2017 yılında açıklanan verilerde iş gücü piyasasından ayrılan kadınların yüzde 13’ü, kocasının çalışmasını istemediği gerekçesiyle işten çıktığını belirtiyordu. Ev içi bakım yükü gerekçesiyle yüzde 13 ve kölelik düzeyindeki çalışma şartları nedeniyle ev ile birlikte yürütemediğini söyleyen yüzde 14 kadını verilerde görmüştük. Yani çalışmayı bırakan kadınların yarıya yakını erkeklerin ev içi konforuna hizmet edebilmek için eve dönmüştü. Son bir ayda 145 bin kadının ev işiyle meşgul olmayı seçtiği için değil ev içi sorumluluk yüklenmeyen erkekler dayattığı için çalışma hayatından çekildiğini düşünüyorum bu veriler ışığında. Her fırsatta ev kadınlığının ve ailenin kutsanması sadece mevcut erkeklik ideolojisini sürdürülebilir kılmanın aracı. Ve eşitlik karşıtı lobinin tek gayesi bu ideolojiyi sürdürmek.
Ev kadınlığının erkek konforuna hizmet etmek için icat edilmiş bir meslek oluşu kadınların ev içi emeğini kıymetsiz bulmak anlamına gelmez. Kadınlar üretken ve her halükarda çalışıyor. Çalışan kadın, çalışmayan kadın ayrımı durumu tespit etmek açısından doğru bir ifade olmaz. Ücretli bir işte çalışmayı ifade ediyorum sadece. Yoksa ücretsiz aile işçiliği de çoğunlukla kadınların yer aldığı bir alan. Ev içi yoğun emek de ağır işçilik şartlarında ciddi bir çalışma biçimi ama ücretsiz. Ücretsiz olması, ev içi emeği görünmez kılıyor. Üstelik ev kadınlığını yücelten ve kadınları iş yaşamından uzaklaştıran erkekler bu ev içi emeği görmezden geliyor.
Kadınların ekonomik açıdan güçlenmesini önleyerek erkeklere bağımlı kılmak suretiyle ataerkiyi sürdürenler aynı zamanda kadının ev içi emeğini değersizleştirmek yoluyla kadınlar üzerinde baskı kurarak yürütüyor evliliği. Ancak evlilik birliği sonlandığında görebiliyor bu durumu kadınların büyük kısmı. Her şey yolundayken ailesine katkıda bulunduğu düşüncesiyle müsterih olan ev kadını, boşanma sonrası nafaka hakkını kullanmak isteyip, “onursuz” sayıldığı zaman idrak ediyor, emeğinin hiç görülmediğini.
Toplumsal cinsiyet eşitliği kavramının her bölümünden silindiği 11’inci Kalkınma Planı’nda yani 2023 hedeflerinde bile yüzde 34 olarak gösteriliyordu kadın istihdam oranı. Yani mevcut kadın istihdam oranı yüzde 20’lerde ama bakanlıklar kadın istihdam oranı yüzde 70’ler dolayındaki ülkeleri örnek gösteriyor, yoksulluk nafakasını sınırlandırmak isterken. Ve aynı şekilde kadına evi, ev kadınlığını yücelterek işaret ediyor, iktidar her fırsatta.
Peki, o zaman samimiyseniz, ev kadınlığının yüce bir iş olduğuna gerçekten inanıyorsanız hadi ev içi emeğin ekonomik değerini hesap edin, demek gerekiyor, iktidara. Ev içi emeğin ekonomik değeri, üretilen hizmet ve bakım yükü sayesinde eve giren hane gelirini, hane halkının ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde yükseltmektedir gerçekte. Başka bir deyişle kocanın geliri, kadının ev içi emeğinin katkısıyla ev halkının ihtiyaçlarını karşılar düzeye çıkabilmektedir. Gerçek hane halkı geliri, kadın emeğinin hesaplanmasıyla ortaya çıkabilir. Hadi TÜİK bir de bu hesabı yapsın. Ütü, çamaşır, yemek, temizlik, çocuk, hasta ve yaşlı bakım hizmetlerinin ücretleri hesaplanıp ev kadını denilen ücretsiz ev içi emekçinin aylık geliri ya da hane gelirine katkısı konsun ortaya. Ki bu hesap doğrultusunda tespit edilebilsin yoksulluk nafakası miktarları.
Hatırlanacağı gibi yoksulluk nafakası hakkında sosyo-ekonomik analizi bırakın sayısal veri dahi paylaşmadı iktidar. Veri diyebileceğimiz bilgileri de kadınlar oluşturdu, yoksulluk nafakası hakkında. Kadın Dayanışma Vakfı, yoksulluk araştırmasıyla ortaya koydu ki o kadar kıyamet koparan “ağlak erkeklerin” ödememekle yükümlü tutulduğu yoksulluk nafakası ortalama 262 lira. Bir ev kadınının sadece bir günlük ev içi hizmetinin ekonomik değeri olacak bir rakam aylık olarak tahsis ediliyor. Ve bağlanan nafakaların da yüzde ellisi hiç ödenmiyor. Yoksulluk nafakasında gerçek buyken hükümetin emrindeki TÜİK kelime oyunlarıyla kadın işsizlik oranını perdelemeye çalışıyor. Diğer yandan yoksulluk nafakası sınırlandırılmak istenirken…
Yazarlar
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları






































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
22.11.2025
3.11.2025
19.10.2025
12.10.2025
4.10.2025
21.09.2025
23.08.2025
17.08.2025
10.08.2025