Berrin Sönmez
“Doğrudan Cumhurbaşkanlığı” sloganıyla tanıtılan Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) aracılığıyla, Sayın Cumhurbaşkanı’na taleplerini doğrudan iletmeyi denedi kadınlar. Haberlere de yansımıştı 8 Ağustos’tan itibaren birkaç gün süren CİMER başvuruları. EŞİK-Eşitlik İçin Kadın Platformu öncülüğüyle gerçekleştirilen başvurulara herkes katılmadı tabii ki. CİMER, bireysel başvurulara açık olduğu için bazı örgütler ancak iadeli taahhütlü posta yoluyla iletti talepleri. Günümüzde bakanlıklar dahil kamu kurumları, mail yoluyla iletişimi de kapattıkları için CİMER, “Doğrudan Cumhurbaşkanlığı” olmanın çok ötesinde devlete ulaşmanın tek adresi haline geldi.
Otuz günlük süre içinde kadınların talepleri çoğunlukla yanıtlandı ama hâlâ cevap gelmeyenler de var. Fakat gelen cevapla şaşkınlıktan şaşkınlığa sürüklendik. Çünkü biz taleplerimizi doğrudan Cumhurbaşkanı’na iletilmek üzere listedeki İletişim Başkanlığı seçeneğini işaretleyerek göndermiştik çoğunlukla. Fakat gelen cevaptan anlaşılıyordu ki Cumhurbaşkanı’na gitmemiş. Örneğin bana verilen cevap, Uluslararası Kuruluşlar Daire Başkanlığı’nca düzenlenmiş. Cevap “Bakanlığımız tarafından” ifadesiyle başlayıp son satırında, “işbirliği yapılan ilgili bakanlıklar olarak İçişleri ve Adalet Bakanlıkları” sayıldığı için talebimi yanıtlayan dairenin Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde yer aldığını, çıkarsama yoluyla bulmak zorunda kaldım. Eğer bu bakanlıktan cevap isteseydim listede onu seçerdim. Rızam hilafına Cumhurbaşkanı yerine Bakanlığa gönderilmesi dışında ikinci bir şaşkınlık da içerikle ilişkili oldu.
Kadınların talepleri İstanbul Sözleşmesi tartışmalarına son verilmesi ve Sözleşme’nin etkin uygulanması için acil eylem planı hazırlanmasını içeriyordu. Etkin uygulama ve eylem planı dahil İstanbul Sözleşmesi’yle ilgili her gelişme için bağımsız kadın örgütlerinin görüşlerinin alınması da talepler arasındaydı. Ancak gelen cevapta -ki bana gelen kendi aramızda uzun versiyon dediğimiz, yarım sayfa kadar bir açıklama, bazıları bir paragraf ve az sayıda birkaç cümleden oluşan cevap görüldü- İstanbul Sözleşmesi’nin adının dahi geçmeyişi, asıl şaşkınlık nedeni oldu. Kadına yönelik şiddetle ve ev içi şiddetle mücadele mevzuatı arasında Anayasa hükmünde sayılması gereken İstanbul Sözleşmesi, kamunun cevabında isim olarak dahi tek bir kere bile yer almayınca, gelen cevabı taleplerimizin cevabı olarak kabul etmek mümkün değildi elbet.
Pazar günü (13 Eylül) bu cevabı, cevap olarak kabul etmediğimiz belirterek taleplerimizi, bu defa kesinlikle Cumhurbaşkanı’na iletilmek üzere yinelemek durumunda kaldığımız bir başvuru süreci daha başladı. İşte bundan sonrası hayli komik ve düşündürücü geldi bize. CİMER kurumlar listesinde Cumhurbaşkanlığı makamı bir seçenek olarak yer almadığı yani doğrudan Cumhurbaşkanı’na ulaşılamadığı için Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı makamına göndermek durumundaydık. Bir ay önce yaptığımız gibi ama bu defa listede önceki sıralamada bulamadık Fahrettin Altun’un başkanlığındaki kurumu. İletişim Başkanlığı seçeneğini işaretleyerek taleplerini göndermek isteyen bazı kadınlar birkaç başarısız denemeden sonra “üst üste hatalı giriş nedeniyle hesabınız kilitlenmiştir” uyarısıyla karşılaştı.
Pazar günü 18:30 civarı girdiğimde, Bakanlıkların sonunda değil Kamu Kurum ve Kuruluşları bölümünde Diyanet’ten sonra yer aldığını gördüğüm İletişim Başkanlığı’na talebimi yönlendirmeyi başardım. Bu saatlerde işlemini tamamlayan başka kadınlar da oldu. Ancak ilerleyen saatlerde listeden İletişim Başkanlığı seçeneği yok oldu. Ekran görüntüsüyle de tespit edildi kadınların gece boyu İletişim Başkanlığı seçeneğine ulaşamayışı. Taleplerimizi, kağıttan uçak yapıp sarayın penceresinden göndermek şakalarının havada uçuştuğu gece nöbetimiz boyunca, Fahrettin Altun’un bizimle köşe kapmaca oynadığını düşündük. Nitekim pazartesi öğle saatlerinde başkanlık tekrar görünür oldu, yine Diyanet’in altında. Gece boyu denemeleri başarısız kalan pek çok kadın ve hatta bir ay önce başvurmayanlar bile şimdi eyleme geçiyor.
Başvuru sayısı öyle çok fazla değil aslında, bin dolayında başvuru yapıldı, yenilendiğinde sayı kaça çıkar hep birlikte göreceğiz. Kamu Denetçiliği Kurumu (Ombudsman) iki yüz başvuru olduğu gerekçesiyle İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması yönünde bir rapor taslağı hazırlamış ve basına sızmıştı, hatırlayanlar olacaktır. Türkiye’yi yönetmek için yüzde 50+1 yeterken İstanbul’u yönetmek için 13 bin oy farkının yetmediği yerde, iki yüze karşı bin, anlam taşır mı onu da göreceğiz. Umarım bu kez sekiz yüz bin farkla karşılaşmayı beklemeden taleplerimiz doğrultusunda karar çıkar. Kamuoyuna İstanbul Sözleşmesi’nden imza çekilmesi tartışmalarında, itirazlar üzerine ‘frene basıldığı’ intibaını yayan sessizlik, Fuat Oktay koordinasyonunda yol haritaları hazırlandığını gizlemek için getirilen konuşma ve haber yasağından ibaret.
Nispeten gizli yürütülen ama iktidardaki çatlaklardan sızan bu çalışmalar özellikle muhafazakar kadınların İstanbul Sözleşmesi lehindeki kesin tutumunu değiştirmek için onları ikna çabası benim gözümde. Nitekim böyle bir ikna çabasının parçası olarak, dindar kadınlara, şiddetle mücadele kararlılığının sürdüğünü göstermek niyetiyle olsa gerek eski kararlar yeniden yayınlanıyor. Önce Adalet Bakanlığı yaklaşık bir yıl önce gönderdiği koruyucu ve önleyici tedbir kararlarının uygulanmasıyla ilişkili genelgesini geçen hafta tekrar duyurdu. Geçen hafta içinde de İstanbul Valiliği yine yaklaşık bir yıl önceki Şiddet Önleme Koordinasyon Kurulu Kararlarını yayınladı. Sözleşme’den çıkılsa bile şiddetle mücadele yönünde siyasi iradenin zayıflamayacağı mesajı vermeye çalışıyor siyasi irade. Önce partili kadınları, sonra muhafazakar kadın sivil toplum örgütlerini ve bunlar aracılığıyla da KONDA Ağustos Barometresi’nde görülen yüzde 58’lik gri alanı, fikrim yok grubunu İstanbul Sözleşmesi aleyhine kazanmayı hedefliyor, kanımca. CİMER tarafından bize gönderilen yanıtlarda Sözleşme’ye değinilmeyişi de bu çerçevede anlam kazanıyor.
Bizlerse nöbetteyiz, çok zaman olduğu gibi izliyor ve sesimizi yükseltiyoruz. Kamuoyunu bilgilendirmek dahil her yolu denerken yapılan basın açıklamalarıyla “İstanbul Sözleşmesi’ni uygula” demekten vazgeçmediğimizi ilan ediyoruz. CİMER eylemi de kamuya sesimizi duyurmanın bir diğer yöntemi. Biz kadınlar muhatabız İstanbul Sözleşmesi hakkında yürütülen her çalışmada ve karşımızda ülkenin en üst düzey yöneticilerini Cumhurbaşkanı’nı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nı ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı’nı muhatap olarak görmek istiyoruz. Pazartesi günü yapılan basın açıklamasıyla da hem başvuru içeriği ve talepler hem randevu talepleri hakkında kamuoyu bilgilendirildi. Tüm bu açıklamalar ve devlet arşivlerine giren başvurular, tarihe düşülen notlardır. Bizler günümüzde yaşanan İstanbul Sözleşmesi tartışmalarını, ileride araştıracak olanlara arşiv belgesi hazırlıyor ve geleceğin tarihine not düşüyoruz aynı zamanda. Bu nedenle yenilenen başvurularımızda az çok farklılık içeren metinlerden birisi olarak kendi başvuru metnimi de buraya da bırakıyorum.
CUMHURBAŞKANLIĞI İLETİŞİM BAŞKANLIĞI MAKAMI’NA,
Konu: 8 Ağustos 2020 tarih ve 2003552432 sayılı dilekçeme, kurumunuzca 2 Eylül 2020 tarihinde verilen cevabın gösterdiği üzere, taleplerimin seçtiğim makama iletilmeyişi ve içerik yönünden dilekçemde yer alan taleplerimle ilişkisizliği hakkındadır.
Açıklamalar:
İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması tartışmalarına son verilmesi; Sözleşme’nin acilen ve etkin biçimde uygulanması hakkındaki taleplerimin yer aldığı dilekçemin, tercihim hilafına Uluslararası İlişkiler Başkanlığı’na yönlendirilmiş olduğunu verilen cevaptan şaşkınlıkla anlamış bulunuyorum. Aynı zamanda dilekçeme verilen cevabın, kesinlikle taleplerime yönelik bir cevap içermediğini de yine hayretle gördüğüm için başvurumu ve taleplerimi yinelemek ihtiyacı duydum.
Dilekçem, doğrudan Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a iletilmek üzere İletişim Başkanlığı makamına emanet edilmiş idi. Makamınız aracılığıyla taleplerimi Cumhurbaşkanlığı’na iletmiştim. İnternet üzerinden başvuru yapılırken Adalet Bakanlığı, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na gönderme gibi seçenekler olduğu halde, bu seçenekleri tercih etmemiştim.
Dilekçeme cevap yazısında Bakanlık adı da verilmediği için yazılanlardan yaptığım çıkarsama sonucu dilekçemin benim rızam olmaksızın Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na gönderildiğini tahmin ediyorum. Tarafıma gelen cevapta, dilekçemdeki konuların hiçbirine değinilmemiş, bir kez bile İstanbul Sözleşmesi adı geçirilmemiştir.
EŞİK-Eşitlik İçin Kadın Platformu’nun çağrısıyla ve benim dilekçemle aynı günlerde yaklaşık bin kadın aynı ya da benzer içerikte dilekçeyle Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na başvurmuştu. Kimi dilekçeler Adalet Bakanlığı’na, kimileri Aile Bakanlığı’na yönlendirildi, ama çoğuna aynı matbu yanıt verildi. Birçok dilekçeye de henüz cevap verilmedi.
Bu nedenle taleplerimi bu kez daha net bir şekilde yazıyor, aynı zamanda bu talebimin Cumhurbaşkanlığı makamına iletilmek üzere Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Makamı’na emanet olduğunu açıkça belirtmek ihtiyacı duyuyorum.
Taleplerim:
- Önceki ve bu dilekçemin doğrudan Cumhurbaşkanlığı Makamına ve aynı zamanda Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a iletilmesini;
- EŞİK-Eşitlik İçin Kadın Platformu’nun Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’dan istediği randevuya olumlu ya da olumsuz bir yanıt verilmesini;
- İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmasının önüne geçen karalama kampanyalarının siyasi irade tarafından dikkate alınmamasını ve bunun kamuoyuna açıklanmasını;
- Kadına karşı şiddetle mücadelede yaşamsal önem taşıyan İstanbul Sözleşmesi’nin ve 6284 sayılı yasanın etkin biçimde uygulanmasını;
- Kadına karşı şiddeti görmezden gelen, meşrulaştıran, ortadan kaldırmak ve engellemek için üzerine düşen görev ve yükümlülüklerini yerine getirmeyen, cezasız bırakan tüm sorumlular için gereğinin yapılmasını;
Şiddet ve ayrımcılık karşıtı politikaların acilen hayata geçirilmesini; eşit, özgür ve onurlu yaşama hakkımı olumsuz etkileyen tüm engellerin ortadan kaldırılması için gereken her türlü tedbirin alınmasını talep ederim.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
22.11.2025
3.11.2025
19.10.2025
12.10.2025
4.10.2025
21.09.2025
23.08.2025
17.08.2025
10.08.2025