Kemal BURKAY
Sevgili okurlar, köşemdeki yazım eskidi. Zaten eskiden yazılmıştı.
Yazacak ve söyleyecek bir şey yok mu, çok şey var. Konular peş peşe kafama akın edip yazılmadan yerlerini başkasına bırakıyorlar. Ama zaten söyleyeceklerimi medyaya yansıtıyorum. Bu ara daha da yoğun bir ilgi var. Ben de yetiştirebildiğim kadarıyla TV programlarında ve gazetelerle yaptığım röportajlarda görüşlerimi yansıtıyor, bazen de açıklamalar yapıyorum. Hatta sitemizde bu kadar çok konuşmamın, söyleşimin –ve de resmimin- yer alması, inanın ki beni rahatsız ediyor.
Ama siyaset de böyle bir şey işte. Her sıcak konuya laf yetiştirmeniz gerekiyor. Üstelik bize uzun dönemler ambargo koymuş, görüşlerimiz, eylem ve çalışmalarımız konusunda sağır ve dilsiz kalmış medyayı, tam da ambargonun kalktığı böyle bir dönemde küstürmeye gelmiyor…
“Şin û şahi”lerde (*) dostların, tanıdıkların, hatta yedi yabancının yanında olmak gerekiyor. Size hançerlerini saplamak için can atmış ve atmakta olanların, linç güruhu size saldırırken kervana katılanların bile…
Bu memlekette kör ölür fincan gözlü olur, kel ölür sırma saçlı olur… Bu memlekette ilkeler, değerler yılan bedeninden daha esnektir… Akşam adam gibi yatıp sabah hamam böceği olarak uyanmak sık sık yaşanan bir olay. Çokları için “değişim” böyle bir şey…
Bunu yapmadınız mı yaylarını germiş bekleyenlerin, yeminli karşıtların okları hemen size yönelir.
Bense ne ölü sevici oldum ne de siyaset için ikiyüzlülük yaptım. 50 yıl önce, bir edebiyat ve sanat tutkunu, şair ve yazar olarak genç yaşımda siyasete gönülsüz girsem de, para ve post umurumda olmasa da, ezilenlerin, haksızlıklara uğrayanların yanında yer aldım; gecemi gündüzüme katarak onları aydınlatmak için, onların hakları ve özgürlüğü için çalıştım. Benim de siyaset tarzım böyle işte.
Yeminli karşıtların derdi ne halktır, ne vatan. Yeteneksizlik, beceriksizlik, yenilgi, kıskançlık, kin ve öfke onların bedenlerini sarmış, ruhlarını esir almıştır. En çok da dürüst, kararlı, yaratıcı insanlara düşmandırlar. Bu, uçan kuşa bakınca kahrolan yerdeki sürüngenin psikolojisidir. Yükseklerde özgürce süzülen o kuşun da kanadının kırılmasını, yerlere düşmesini, hatta kendilerine de hiç dost olmayan alıcı kuşun onu da avlayıp işini bitirmesini canı gönülden isterler…
Ortadoğu’da siyaset zor iş, vesselam!
Ama ben de işte bu zoru seçmiş olanlardan biriyim. Ortadoğu siyasetinde, hatta genel olarak siyasette mide bulandıran çok şeye tanık olsam da bugüne kadar bırakıp kaçmadım.
Ben inatçı biriyim. Özellikle de zalimlerin halka ördüğü tuzakları, halkın safında görünüp zalimlere hizmet edenleri, güçlünün yanında görünmeyi marifet sayanları, yanlış yolda olanların ardına takılmayı “birlik” sananları, onurlarını paraya ve posta satanları, gerçekleri gördükleri halde gizleyenleri, halka yalan söyleyenleri, korkakları gördükçe doğruları haykırmak için daha da büyük arzu ve istek duyarım.
Gerçeği söyleyecek insanlara gerek var. Başka türlü bu devran değişmez, ileriye doğru yol alınmaz.
Elbet bu işte yalnız olmadığımı biliyorum. Gerçeği gören ve dile getiren, tanıdığım, tanımadığım çok insan var. Aralarında çok sayıda dostum, arkadaşım var. Bu toplumda benimle aynı siyasi safta olmasalar bile gerçeği söyleyenlere saygı duyan, gönül bağı kuran çok insan var.
Onlar bana güç veriyorlar, ben onlara güç veriyorum.
1982 yılında yazdığım bir şiirimi hatırladım, okuyanınız okumayanınız vardır:
DEVRİM YOLU ŞENLİK YOLU DEĞİL
Bu bir maratondur unutma
Yol da inişli çıkışlı
Sağı-solu uçurum, batak
Sana umut ve coşku gerek
Yol-yöntem bilmelisin
Adımını rastlantıya bırakma
Ustalık tanrı vergisi değil
Bol alınteri gerek
Uzun soluk yoksa işin bitiktir
Mindere çıkmadan önce
Pazuları güçlendir
Baldan tatlı öfkeyi gemlemeyi bil
Peşinden seğirtip duran
Korkuyu kovamazsan
Yolda tıkanıp kalırsan eğer
Velveleye verme çevreni
Unutma, yiğitçe de
Alçakça da düşebilir insan
İşle ölçülür bizde yiğitlik
Dirençle tartılır
Dik yokuşta sınanır yürek
Bu işte yenilgi de var ölüm de
Devrim yolu şenlik yolu değil
Türkün yarım kalırsa eğer
Gam yeme
Başkaları sürdürür, tamamlar onu
Evet, sevgili okurlar, devrim yolunun şenlik yolu olmadığını bilerek yola devam... Bu bir maraton koşusu. Bu hem bugünkü ve gelecek kuşaklara, hem de bizden önce özgürlük ve adalet arayanlara karşı bir sorumluluk ve görev.
Bizim de mutluluğumuz burada.
------------------------------------------
(*) Şîn û şahî: Yas ve şenlik anlamına gelen Kürtçe söz.
Kemal Burkay
19 Ocak 2013
Kaynak: www.dengekurdistan.nu
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları

































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.02.2022
28.08.2021
16.05.2020
12.05.2020
8.05.2020
4.05.2020
29.01.2020
18.10.2019
10.10.2019
24.03.2020