Ergun BABAHAN
Gezi olaylarında ‘‘Polise emir ben verdim’’ demişti, her geçen gün dozu artırıyor. Çünkü Türkiye’yi korkuyla yönetmek istiyor.
Onun içindir ki, ne Berkin’in, ne Ali İsmail Korkmaz’ın ölümünden sorumlu polisler bulunuyor. Bu ülkenin başbakanlık koltuğunda oturan zat, her ağzını açtığında bu ölümlerden sorumlu polislere hak veriyor, arkasından duruyor, sonra da bu ülkenin hukuk peşindeki yurttaşları bu soruşturmalarından adalet bekliyor.
Aslında her ağzını açtığında soruşturmayı yürütenlere talimat veriyor: Bu olayların sorumlularını koruyun, kollayın diye…
Seçim meydanında Berkin’in annesini yuhalatan Erdoğan, Anneler Günü’nde de talihsiz kadını boş geçmedi: ‘‘Yatıyor kalkıyor Berkin Elvan. Yüzünde maskesi, elinde sapanı, cebinde patlayıcılar. Ekmek almaya sapanla mı, patlayıcıyla mı, maskeyle mi gidilir?’’
Soruşturmasını yapmış, hükmünü vermiş…
Aklına hiç, ‘‘Elinde sapan olsa bile, küçük bir çocuğun kafasına gaz kapsulü atmak cinayettir’’ tarzı bir düşünce gelmiyor. Çünkü Cumhurbaşkanı onun, bakanlar onun, valiler onun, Gezi’den itibaren gençleri öldüren polisler de onun.
Evdeki paraların sıfırlanması gibi, polislerin hukuki sorumlulukları da sıfırlanıyor böylece.
Sadece Berkin denilmiyor aslında. Mehmet Ayvalıtaş (20), Abdullah Cömert (22), Ethem Sarısülük (26), İrfan Tuna (47),Mustafa Sarı (27), Selim Önder (88) ve Ali İsmail Korkmaz (19) da deniliyor yatlılıp kalkılıp.
Bu çocukların aşırı güç kullanımı sonunda can verdikleri, ölümlerine neden olan kamu görevlilerinin iktidarca korunup kollanıyor olmasının bilinmesi vicdanları yaralıyor.
Berkin bu ölümlerin sadece simgesi.
O ekmek almaya giden bir bebe çünkü.
Bu ölüme dair bir tek üzüntü cümlesi kurmayan, sorumluları bir tek kez kınamayan biri tarafından yönetiliyor ülke.
Sonra bu zatın çıkıp Ermeni Soykırımı hakkında söylediği sözlere inanmamız bekleniyor.
Kendisine her gün mağdur rolü biçen ama iktidarında Kürtleri, Alevileri, eşcinselleri, kendisi gibi giyinip yaşamayan herkesi mağdur eden veya etmeye çalışan bir zihniyetten bahsediyoruz.
Berkin Elvan’a kızıyor çünkü o iktidarının hukuksuzluklarının bir simgesi haline gelmiş durumda. Berkin Elvan denildikçe, bugün olduğu gibi yarın da, AKP iktidarı sırasında sokakta öldürülen ve katilleri bulunmayan gençler akla gelecek.
Berkin Elvan, kanlı ve kabarık bir sabıka dosyasının kapağıolarak hep karşısına çıkacak.
İktidarın gücü baştan çıkarıyor. Demokrasi, insan hakları, hukuka saygı, yargının bağımsızlığı gibi kavramların içi birer birer boşaltılıyor. 10 yıl önce Kemal Derviş’in girişimiyle başlatılan ekonomik reformlar sonucu gerçekleşen büyüme duruyor ve Türkiye 10 bin dolarlık orta gelir ülkeler tuzağına düşüyor.
İmam hatiplileri mezun edeceğim diye eğitim sistemi oyuncağa çevriliyor ve Türkiye çocuklarına yabancı dil, matematik hatta türkçeyi bile öğretemeyen bir ülke haline geliyor.
Atılan her adım Türkiye’yi Batı standartlarından uzaklaştırıp Rusya ve benzeri ülkeler sınıfına sokuyor. Avrupa Parlamentosu’nun Sosyalist Grup Başkanı Hannes Swoboda, “O bir otokrat” diyerek adını koyuyor ve uyarıyor:
‘‘Başbakan Erdoğan’ın Gülen Hareketi mensuplarının yargı ve polise sızdıkları yönündeki ciddi ithamları var. Bu kurumlarda kilit noktalardaki pek çok kişinin yerini değiştirmek için bu argümanı kullandı. Bu süreçte HSYK gibi kurumların bağımsızlığını ve tarafsızlığını zedeleyecek pek çok adım atıldı. Atılan adımlar daha çok mahkemelerin yolsuzluk iddialarını derinlemesine araştırmasını engellemeye yönelik adımlar gibi görünüyor. Gülen Hareketi’ne yönelik ithamlar bir hukuk devletinde olması gerektiği gibi objektif bir denetleme ve inceleme sonucunda yapılmış görünmüyor. Yargı mensupları böyle bir ortamda hükümetin hedefi olmamak için sessiz kalma yoluna gidebilir.’’
Erdoğan’ın yakın çevresinin yolsuzluklarını ortaya çıkaran polis paralelci, Berkin Elvan’ı öldüren polisler kahraman… Ayıptır, yazıktır ve de günahtır!
Yazarlar
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları





























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2022
7.03.2022
1.03.2022
21.02.2022
28.01.2022
11.01.2022
6.01.2022
3.01.2022
25.11.2021
18.11.2021