İhsan DAĞI
Savaşı devlet, barışı toplum yapar. İstiyorsa toplum, hazırsa barışa ne devlet, ne örgüt durabilir bunun karşısında. Kürt meselesinde bu noktaya vardık mı?
Toplumun savaştan yana olmadığı artık belli, barış talepleri ortada. Şiddet Türkiye’nin gençlerini, kaynaklarını ve umutlarını harcadı yıllarca. Dur denilmezse bu anlamsız, herkese zarar veren süreç devam edecek. Devam etmek ne akıl işi, ne vicdan. Barış ortak talep. Peki ama nasıl bir barış?
Sorun ‘nasıl?’da düğümleniyor. Her durumda çözüm ve barış için tarafların ‘fedakârlık’ yapması şart. İnanın barış için yapılması gereken fedakârlık savaş için otuz yıldır yapılan fedakârlıklar yanında bir hiç.
Toplumun buna hazır olması gerek. Zira topluma rağmen barış olmaz. Her iki taraftan da savaşanların arkasında toplum kalmamışsa barışa yaklaşmışız demektir.
Geçen hafta sonu Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın düzenlediği ‘Toplumsal Uzlaşı ve Medya’ başlıklı toplantı için Diyarbakır’daydık.
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş, çay ocaklarında, sokaklarda görüştüğümüz Diyarbakırlıların kanaatleri hep aynı; silahlar sussun, barış gelsin, çünkü barışın kaybedeni olmaz.
Umutlar ve beklentiler yüksek. Barış için gerekli toplumsal desteği sağlamak için İmralı görüşmeleri kadar, sürecin kamuoyu boyutunu yönetmek de önemli. Başbakan’ın sık sık sözünü ettiği ‘risk’ler, BDP milletvekillerinin Sinop ve Samsun’da karşılaştıkları hep bu boyutla alakalı.
Meselenin medyayı da ilgilendiren bir boyutu var kuşkusuz. Medya bu ‘risk’leri azaltabilir veya artırabilir. Bu nedenle Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın Diyarbakır toplantısında tartışmaya açtığı ‘toplumsal uzlaşıda medyanın rolü ve sorumluluğu’ meselesi oldukça önemli. Ancak medya bu rolü oynarken kendisi de birtakım ‘riskler’le karşı karşıya...
Kürt meselesini medya yaratmadı, çözecek olan da elbette medya değil. Yine de medyadan bu süreçte yapıcı bir rol oynamasını beklemek herkesin hakkı. Geçen yıl medya patronları ve yöneticileriyle Başbakan’ın Dolmabahçe’de yaptıkları toplantı böyle bir düşüncenin sonucuydu. O gün medyadan PKK ile mücadele sürecinde yardım isteniyordu; şimdi PKK ile görüşmelerde... Dolayısıyla medyanın işi kolay değil.
‘Sorumlu’ davranması bekleniyor her durumda. Peki ‘sorumlu’ davranmak nasıl olacak? Roboski’yi görmemek, Gaziantep saldırısını göstermemek, üç PKK’lı kadının cenaze törenine kameraları kapatmak mı ‘sorumlu davranmak’?
Soru şu; barışta ‘rol oynamak’ ve ‘sorumlu davranmak’ adına haberlere ‘otosansür’ uygular noktaya geliyor mu medya? Dahası, alanda olup bitenlere medyanın uyguladığı ‘karartma’ barışa katkı sunar mı? Sormayan, sorgulamayan, susan bir medya barışa ve uzlaşıya katkıda bulunabilir mi?
Barış için toplumsal destek, bunun için de kışkırtmayan, ötekileştirmeyen bir ‘barış gazeteciliği’ şart; ama bu, olup bitenleri toplumdan gizlemek anlamına gelmiyor.
Bir yandan ‘barış adına’ otosansür tehlikesi, diğer yandan da akıl ve vicdan dışı bir ırkçılık ve nefret söylemi... Türkiye medyası bu ikisi arasında gidip geliyor.
Diyarbakır toplantısında Medialog Platformu bu soruna bir çözüm reçetesi hazırladı (www.medialogplatform.org). İlkeler basit ve anlaşılır; tabii anlamak ve uygulamak isteyene...
Özetle; ‘Medya barışa katkı yapmalı, bunun için bütün yurttaşların kimlik, kültür ve diline tam saygı göstermelidir. Medya kimlikleri ötekileştirmekten kaçınmalı, ırkçılığı, ayrımcılığı ve şiddeti mahkûm etmelidir. Medyanın asli görevi gerçekleri olduğu gibi çarpıtmadan yansıtmaktır. Objektifliğin yanı sıra vicdan ve empati perspektifi de göz ardı edilmemelidir’.
Medya, siyaset, ekonomi... Herkesin cevaplaması gereken soru aynı; barışa hazır mısınız ve fedakârlığa?
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2025
10.05.2024
11.04.2024
8.04.2024
3.01.2024
25.12.2023
13.12.2023
16.10.2023
9.10.2023
17.06.2023