İhsan DAĞI
Demokrasi içinde kalarak ‘toplum mühendisliği’ yapmak mümkün mü? Bence değil. Demokrasi eksikliğimizin nedenlerinden biri de zaten bu. Devletin kamusal gücünü kullanarak toplumu kendi ‘değer’lerine göre tanzim etmeye çalışanlar oldukça bu ülkeye demokrasi gelmez.
Eskiden azınlıkta olan Kemalist laikler toplumu kendi seküler ‘değerleri ve tercihleri’ne göre tanzim etmeye çalışıyorlardı. Demokrasi umurlarında değildi. Zaten onların döneminde bu ülke en fazla ‘vesayet demokrasisi’ne varabildi.
Şimdi ‘ileri demokrasi’ getireceklerini söyleyenler yönetiyor ülkeyi. Orhan Kemal Cengiz’in deyimiyle Türkiye bir ‘toplama kampı’ olmaktan çıktı; eskiye göre demokrasi ve hukuk daha güçlü. Çoğunluğun desteğini arkasına alan bir iktidar var. Ama ‘toplum mühendisliği’ çabaları hâlâ devam ediyor. Bu defa da çoğunluğun desteğiyle ve kamusal güçle muhayyel bir ‘muhafazakâr toplum modeli’ inşa etmeye çalışıyorlar.
Muhafazakârlar şu soruya cevap vermeli; toplum mühendisliğini çoğunluk üzerinde yapmak ile azınlık üzerinde yapmak arasında ne fark var?
Yüz yıldır bu ülkede ‘yeni bir toplum’ yaratmak hayalleri bitmedi. Herkes ‘kendine benzeyen’, dolayısıyla kendini tercih edecek bir toplum kurmak istiyor. Laik, Türk, dindar, muhafazakâr...
Farklı olan yaşam biçimleri ve tercihlerine müdahale yeni alkol düzenlemesiyle yeniden gündeme geldi. Alkolün satış ve reklamına yasaklar getiren yasa, beklendiği gibi muhafazakâr kesimlerde tepki yaratmadı. Aksine yeni alkol düzenlemesinin ‘laiklik-dindarlık’ ayrımının sembol konusu olan ‘içki’ye kısıtlar getirmesi muhafazakârları memnun etti.
Yani bu, siyaseten ‘kazançlı’ bir düzenleme. Muhalefeti içki müptelası kafası ‘kıyaklar’ güruhu olarak nitelediğinizde arkanızda ülkenin bütün muhafazakârlarını ve dindarlarını toplayabilirsiniz.
Böylece hem demokratik hem de dinsel meşruiyete yaslanan, katı ideolojik bir yaklaşım göstermek yerine devlet eliyle belli ‘değerleri’ toplumun tümüne aktararak ‘yeni nesil’ yaratmak isteyen bir siyaset anlayışı doğar. Kendi ‘doğruları’nı, çoğunluğun da tercihi olan kendi doğrularını toplumun tümüne teşmil etme siyaseti...
Buna ‘postmodern otoriterlik’ demiştim. Hem devlet otoriterdir hem de toplumsal bir tabanı vardır. Tabanı otoriter devletin yanında tutan ‘kimlik özdeşleşimi’dir. Tabanla iktidar arasında kurulan ‘kimlik özdeşliği’ devletin ‘kimlik dayatıcı’ politikalarından bu kesimi bağımsız kılar. Dayatılan kimlik zaten tabanın geniş kesiminin yaşam biçimini ve kültürel kodlarını içerdiğinden ayrıca memnuniyet verici bulunur. ‘Milletin değerlerine’ dayanan ‘yeni hayat’ın devlet aygıtını kullanarak kurulması sorun teşkil etmediği gibi, arzu edilen bir şeydir.
‘Postmodern otoriterlik çoğunluğuna rağmen değil, çoğunluğu da arkasına alan bir tercihin toplumun tümüne devlet eliyle dayatılması modelidir... İslami referanslar, çoğunluğun meşrulayıcı desteği ve devlet aygıtlarının gücüyle belli ‘değer tercihleri’ni toplumun tümüne dayatması bizi ‘postmodern otoriterlik’e götürür. Bu tür bir otoriterlik karşısında durmak zor, adeta imkânsızdır, çünkü demokratik meşruiyetiyle halka, İslami referanslarıyla dine, yaptırım gücüyle devlete dayanır’. Dolayısıyla AK Parti İslamcılık yapmıyor, postmodern otoriterliğe kayıyor; toplumsal değerlerin sembolik temsiliyle hem karşısında konumlandığı hem de adına hareket ettiğini gruplar üzerinde kontrol ve denetim üretiyor. Sonuç olarak mesele alkol satışına ve reklamına getirilen yeni yasaklar değil aslında; devletin hayata, piyasaya, tercihlere karışması. Kendini tepede, amir konumda görmesi. Bu oldukça sorunlu; buna evet denildiğinde yarın dindarlığın ve muhafazakârlığın da nasıl yaşanacağını tanımlamaya ve tanzim etmeye kalkan bir devlet görebiliriz.
Bugün ‘ötekiler’in tercihlerine karışan devletin yarın sizin yaşam biçiminize, inançlarınıza, faaliyetlerinize, anlayışınıza karışmayacağının bir garantisi yok.
Yazarlar
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2025
10.05.2024
11.04.2024
8.04.2024
3.01.2024
25.12.2023
13.12.2023
16.10.2023
9.10.2023
17.06.2023