İhsan DAĞI
Bir rüyamız vardı. Türkiye demokrasi, herkes özgür olacaktı. İnsanlar kimliklerinden dolayı dışlanmayacaklar, fikirlerinden dolayı ceza almayacaklardı.
Başörtülü de, Kürt de, Alevi de kendini evinde hissedecek, devlet katında ayrımcılığa tabi tutulmayacaktı. Devletin ‘ötekisi', iç düşmanı olmayacaktı.
Halk adam yerine konulacak, ona ‘göbeğini kaşıyan adam' muamelesi yapılmayacaktı. Devletin halk için, ona hizmet için var olduğu unutulmayacaktı.
Türkiye dünyadan kopmayacak, AB'ye, küreselleşen dünyaya entegre olacaktı. Dört yanımızda bize yıllarca öğretilenin aksine düşman değil dost, birlikte iş yapabileceğimiz partnerler arayacaktık. Otoriterliğin, yoksulluğun kaynaklarını bertaraf etmek üzere içe kapanmayacak, dışa açılacaktık.
Dünyayı, Türkiye'yi okurken komplo teorilerine değil toplumsal dinamiklere itibar edecektik.
Bölgede çatışan değil, arabuluculuk yapan; hükmetmeye çalışan değil yumuşak gücüyle örneklik sergileyen model ülke olacaktık.
Üstünlerin hukuku değil hukukun üstünlüğü esas olacaktı. ‘Bize göre demokrasi' değil evrensel birinci derece bir demokrasi kuracaktık. Ülkede kimse dokunulmaz olmayacaktı. Evrensel insan hakları Türkiye hukukunun da üzerinde yer alacak, devlet değil insan dokunulmaz kılınacaktı.
Dindarlar demokrat olacak, sekülerler de dindarlarla yaşamayı öğrenecekti. Devletin zorbalığını yakın zamanda gören İslamcılar başkalarının özgürlüklerini de savunacaklardı. Her birimiz diğerimizin özgürlüğünü savunacaktık. Aslolan devlet değil, halk ve onun özgürlükleri olacaktı.
Türkiye, sürekli olağanüstü hal dönemlerini geride bırakıp normalleşecekti. Basın özgür olacak, fikirler piyasasında herkes serbestçe rekabet edecek, devlet şeffaflaşacak, yolsuzluklar gizlenmeyecekti.
Devlet özel hayata karışmayacaktı. İnsanların başörtüsü, kıyafeti, inançları devletin müdahalesinden vareste kalacaktı. Devlet ‘had'dini bilecek, bireylerin tercihlerine, dünya görüşlerine, yaşam biçimine düzenleyici gücünü kullanarak karışmayacaktı. Kafasına göre nesiller yetiştirmeye kalkışmayacaktı.
Bir liberal olarak bu vizyona destek verdim. Toplumsal tabanı ve değerleri itibarıyla muhafazakâr, siyasal tercihleri bakımından liberal görülen AKP'nin bu vizyonu paylaştığını düşündüm. Otoriter laiklik, devletçi Kemalizm ve vesayetçi militarizme karşı muhafazakâr-liberal değerler ittifakının demokratik ve özgür bir ülke inşa edebileceği ihtimalini sevdim.
Son on yıl içinde zaman zaman bu yönde ilerledik. Ama son yıllarda öylesine bir geri dönüş yaşıyoruz ki, başladığımız yerden daha geriye gidiyoruz. Yanılmışım; siyaseten özgürlükçü gördüğüm insanlar hızla otoriterleşti son yıllarda.
Dahası geri dönüşü olmayan bir yapı, bir rejim inşa ediliyor. Yargısı, medyası, MİT'i ile asgari özgürlüklerimizi koruyacak, garanti altına alacak mekanizmalar otoritenin tahakkümü altına alınıyor. Bizi, bireyleri, yurttaşları, onların haklarını ve özgürlüklerini otoritenin ihlallerine karşı kim koruyacak?
Bir liberal olarak her dönem devletin karşısında bireyin güçlendirilmesini, korunmasını, devletin sınırlandırılmasını savundum. Şimdi devlet otoritesi öylesine tahkim ediliyor ki, yarın bunlara itiraz edecek mecralar bile kalmayacak. Farklı düşünmenin, muhalif olmanın, itiraz etmenin cezalandırıldığı bir döneme doğru yol alıyoruz.
Bugün görüyorum ki “bu defa olacak” dediğimiz ‘ham bir hayal'miş.
Türkiye, kritik bir dönemeçte. Artık özgürlüklerden vazgeçtim, toplumsal barışımız bile tehlikede. Türkiye, ciddi toplumsal fay hatları üzerinde oturan bir ülke. Kürtler, Aleviler, dindarlar, laikler, farklı cemaat ve tarikatlar, sosyal sınıfları bir arada tutacak tek siyasal zemin demokrasi, hukuk devleti ve özgürlükler rejimi. Bu zemini imha edenler memleketi derin bir iç kargaşaya sürüklüyor. Bu kargaşadan hemen çıkmazsak bambaşka bir Türkiye'ye uyanacağız. Büyük yıkımlar yaşayan Suriye ve derin bir kargaşaya ve muhtemel bir bölünmeye sürüklenen Ukrayna, bizim bölgenin ülkeleri.
İktidarın tepesinde, yakınında çevresinde hâlâ sağduyu sahibi insanların olduğunu düşünüyor, umuyorum. Bu süreci durdurmak onların ellerinde. Farklı kimlikten, düşünceden, inançtan, sınıftan Türkiye insanı yeniden o ortak ‘rüya'yı görmezse gemi batacak...
Yazarlar
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları









































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2025
10.05.2024
11.04.2024
8.04.2024
3.01.2024
25.12.2023
13.12.2023
16.10.2023
9.10.2023
17.06.2023