İhsan DAĞI
Hükümetin cevabı belli; 'bedel ödetelim'.
Tamam da, nasıl? Diplomatik ilişkiler en alt düzeye indirildi. Askerî anlaşmalar donduruldu. Şimdi de bir 'C Planı' çerçevesinde ticari ilişkilerin sınırlandırılması gündemde. Yakında seyahat kısıtları da gelirse şaşırmayalım.
Benim açımdan bu tür 'bedel ödetici' dış politika yönelişlerinin sıkıntısı da tam bu noktada; devletin sivil hayata müdahalesini artırması, müdahale için gerekçe ve meşruiyet üretmesi. Böyle bir hava içinde birdenbire iki ülke arasındaki yaklaşık dört milyar dolarlık ticaret, bunun yarattığı refah, istihdam ve gelir görülmez olur. Devlet, yurttaşlarının bu 'özel' durumuna bakmaz, istediği gibi onları bu imkânlardan 'mahrum' edebileceğini düşünür. Çünkü 'milli çıkarlar' bunu gerektiriyordur. Kimse de sormaz, bu işten hakikaten 'kaybedenler' millet denilen ve çıkarları savunulduğu iddia edilen topluluktan başka bir şey midir diye.
Diyeceğim şudur; devlet istediğini yapsın, ama millete dokunmasın. İsrail'e bedel ödeteceğiz diye millete ödetmesinler bedeli. Çünkü bu iş hep böyle olur; sadece Türkiye'de değil, tüm dünyada. Genellikle bedeli halk öder.
Oysa, geçenlerde yazdım; şu sıralar Türkiye'nin en çok ihtiyacı olan şey, barış ve istikrar. Çünkü ancak barış ve istikrar içinde 'sivil' unsurlar gelişir, büyür, yerleşir. Yani, sivil toplum örgütleri, ticari kuruluşlar, müteşebbisler, düşünce kuruluşları, bireyler ancak barış ve istikrar varsa 'dış'a açılabilir, küresel aktörler haline gelebilirler. Bu konuda edinilen başarılar göz kamaştırıyor. Devleti ve sivil unsurlarıyla Türkiye bir yumuşak güce, çekim merkezine ve küresel bir aktöre dönüşüyor. Riske girmenin, dolduruşa gelmenin sırası değil; her şey bu şekilde gittiğinde Türkiye'yi kimse tutamaz.
Çatışma, Türkiye'nin yükselişinden rahatsızlık duyanların beklediği şey. Mavi Marmara baskını bir 'yem'di 'yükselen Türkiye'yi durdurmak için.
Savaş ve çatışma sadece Türkiye'nin küresel yükselişini durdurmaz, demokratikleşme ve sivilleşme projelerine de 'elveda' demek zorunda kalırız. Kazananlar silah tüccarları ve elinde silah tutanlar olur. Geri kalan herkes kaybeder.
Daha 'iç'te yapılacak çok önemli projeler var; başta 'yeni, sivil ve demokratik anayasa', ardından da Kürt sorununun çözümü. Enerjisini bölgesel çatışma ve gerginliklerle harcayan bir Türkiye'nin bu projeleri gerçekleştirmesi söz konusu bile olmaz. Dikkat! Birileri, içeride yeniden kurulan Türkiye'yi dışarıya salmaya, dışarıda boğmaya çalışıyor.
Savaş, çatışma varsa, artık kimse demokratikleşmeden, sivilleşmeden söz etmez, söz edenler dinlenmez. Yıllarca hep söylediğim şudur; gerginleşen dış politika içeride 'otoriter' eğilimleri güçlendirir.
O yüzden AK Parti'nin baştan beri desteklediğim açılımlarının başında komşularla gerginlikleri asgariye indiren 'sıfır problem' politikası gelir. Etrafımızı düşmanlarla değil, işbirliği yapılabilecek ortaklarla çevrili gören bu yeni anlayışı dış politikada bir devrim, bir 'paradigma değişimi' olarak gördüm. Çünkü bu perspektifle dış politika içeriyi otoriterleştirici değil, aksine işbirliği vurgusuyla 'demokratikleştirici' bir işlev görmeye başlamıştı. 'Çatışma ve güvenlik odaklı' bir dış politikadan 'barış ve işbirliği' odaklı bir anlayışa geçilerek demokratikleşme sürecine destek verilmişti. Cumhuriyet tarihinde bütün Dışişleri bakanlarının toplamından daha fazla 'işbirliği' sözü etti mevcut Bakan Ahmet Davutoğlu.
Şimdi bundan dönüş olmaz. Dış politika hamaset yapmaya çok müsait bir alandır, doğru. Ama AK Parti bundan kaçındı, hâlâ da kaçınabilir.
Otoriter siyaset ve disiplinli bir toplum dünyanın her yerinde ve her zaman 'dış düşmanlar' üzerinden inşa edilmiştir ve meşrulaştırılmıştır. Türkiye'nin düşmana ihtiyacı yok, velev ki bu İsrail olsun. Ben düşmandan değil, düşmanlığın kendi aramızda yarattığı psikolojiden, o psikolojinin 'kullanabilirliğinden' korkarım.
Yani mesele "İsrail'e ne yapalım?" meselesi değil; bölgede çatışma ve gerginlik politikalarının bizim demokratikleşme ve sivilleşme projelerimizi ne yapacağı...
Yazarlar
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları

































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2025
10.05.2024
11.04.2024
8.04.2024
3.01.2024
25.12.2023
13.12.2023
16.10.2023
9.10.2023
17.06.2023