İhsan DAĞI
Şok edici senaryoları sıradan şeylermiş gibi konuşuyoruz. Seçimler olacak mı? Olacaksa da Türkiye’nin her bölgesinde yapılabilecek mi? Seçim güvenliği var mı?
Türkiye bunları konuşur hale geldiyse, artık ‘ne kadar demokrasi’olduğumuzu da tartışmanın vaktidir.
Yanlış düşünüyorsunuz
‘Acaba seçimler olacak mı?’ sorusunu yöneltiyorsanız demokrasinin en temel ve olmazsa olmaz mekanizmasının da‘askıya alınabileceği’ ihtimalinin var olduğunu söylüyorsunuzdur. ‘Acaba seçimler olacak mı?’ sorusunu soruyorsanız, sadece bunu yapmaya niyetli bir grubun varlığından söz etmiyorsunuz, bunların ‘demokrasiyi askıya alabilecek güçte’ olduklarını da kabul ediyorsunuz demektir.
Bence yanlış düşünüyorsunuz… Böyle bir işe kalkışan hiçbir güç Türkiye’yi yönetemez; yönetemez, çünkü meşruiyetini kaybeder.
Her şeye rağmen ‘sandık’ Türkiye’nin vazgeçilmezi. Demokrasinin diğer her değerinden, ilkesinden ve kurumundan vazgeçmeye hazır kitleler ‘sandık’tan vazgeçmez. Bunu Türkiye’nin en faşistlerinin de bilmesinde fayda var. Sandığa rağmen kimse iktidarda oturamaz.
Sandık, Türkiye siyasetinin ‘kutsal’ı. İçinde barındırdığı‘çoğunlukçu’ siyasal kültüre rağmen sandığın dokunulmazlığı demokrasinin ‘sigortası’. Bu kutsala el uzatanlar, onu halktan kaçırmaya çalışanlar sandığa çarpar, kutsala çarpılır.
En faşizan kafalara bile ‘sandık meşruiyeti’nden vazgeçmemeleri tavsiye olunur. ‘Ben kazanırsam milli iradeyi tanırım, kazanamayacağım seçimi ertelerim, ötelerim, kaldırırım, sandığa rağmen seni başkan yaparım’ diyenler varsa fena halde yanılıyorlar.
1 Kasım’da sandığı milletin önüne koyamayanlar meşruiyetini kaybeder. 1 Kasım’da Türkiye’nin bazı bölgelerinde seçimlerin güvenliğini sağlayamayanlar meşruiyetini kaybeder.
Seçimlerin ilan edildiği tarihte, adil bir biçimde ve tüm bölgelerde güven içinde yapılmasının sorumluluğu Türkiye’yi kim yönetiyorsa ona aittir, yani AK Parti’ye ve Cumhurbaşkanı’na…
Son yıllarda giriştiği bütün hukuk dışı, demokrasi dışı uygulamalarına rağmen AK Parti’nin hala tutunduğu tek bir dal var; seçimlerden aldığı meşruiyet. O dalı kırmak hiç rasyonel bir iş olmaz. Sanırım AK Partililer de bunun farkında…
En önemli siyasal değer tükenir
Doğrusu, iktidar partisi ve Cumhurbaşkanı, 7 Haziran sonrası‘demokratik meşruiyet’i zedeleyici işlere kalkışmıştır. AK Parti, Meclis çoğunluğu olmadan yönetmiş, CB hükümet kurma görevini seçimlerden ikinci çıkan partiye vermemiş, Anayasa gereği kurulan seçim hükümetine atanan bağımsızlar AK Parti’liler arasından seçilmiştir.
Bütün bunlar bir ‘geçiş dönemi’nde ‘teamüller ve siyasal etik’dışı uygulamalar olarak ‘tolere’ edilebilir. Ama seçimlere yönelik herhangi bir operasyon AK Parti’nin şimdiye kadar yaptığı en büyük hata olur; hala sahip olduğu en önemli ‘siyasal değer’i, meşruiyeti tüketir.
Demokratik meşruiyeti olmayan bir hükümet-devlet hüküm süremez. Tamam, hüküm sürmek için daha çok güce, şiddete yönelir, ama hem demokratik meşruiyeti olmayan hem de şiddete yönelen bir güç iktidara tutunamaz. Meşruiyet bir iktidar için hava ve su kadar hayatidir; onsuz yaşayamaz.
Seçimlerin yapılmayacağını, AKP’nin ve Cumhurbaşkanı’nın kaybedecekleri bir seçime izin vermeyeceğini söyleyenler yanılıyorlar. Erdoğan ve Davutoğlu bile bunu göze alamaz, çünkü bu yükün siyaseten ne anlama geleceğini gayet iyi bilirler.
Bedeli sandıkta ödenir
Dahası, seçimin ertelenmesi ancak TBMM kararıyla olabilir. AKP’nin tek başına bu kararı alamayacağı ortada. Böyle bir karar ancak diğer partilerden de birinin katkısıyla alınabilir. Anayasa’ya göre bunun da tek gerekçesi, ‘savaş sebebiyle yeni seçimlerin yapılmasına imkân görülmemesi.’
Bu olabilir mi? Olabilir diyelim. Ama bu durumda bile bu ülkeyi savaşa sokanlar ve seçim yapılamayacak hale getirenler er ya da geç bunun bedelini sandıkta ödeyecektir.
1 Kasım altın bir fırsat
Ülke yeni bir seçime gidiyor. Her seçim bir fırsat. Muhalefet partileri bu tür spekülasyonlarla uğraşmak yerine önlerine çıkan bu fırsatı görmeli.
AK Parti’yi ‘iktidardan düşürmek’ Erdoğan’ı ‘başkan yapmamak’ istiyorlarsa 1 Kasım altın bir fırsat. 7 Haziran’dan sonra 1 Kasım’da da AK Parti’yi seçimlerde yenme şansı yakalamış durumdalar. Mesele bu…
Seçimlerin ertelenmesi, güvenliği şu anda iktidar olan gücün, yani AK Parti ile Cumhurbaşkanı’nın sorunu. Seçimler üzerine düşecek bir leke en çok onların meşruiyetini zedeleyecek.
65 yıllık çok partili hayatta ülkeyi seçime bile götürememiş (ve bunun için de bir savaşa bulaşmış) bir partinin ayakta durması mümkün mü?
Yazarlar
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları









































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2025
10.05.2024
11.04.2024
8.04.2024
3.01.2024
25.12.2023
13.12.2023
16.10.2023
9.10.2023
17.06.2023