Ayhan ONGUN
Bu örgütte yeni mi çıktı demeyin. Bu örgüt dünya var olduğundan beri var.
Her terör olayının ardından, ilk yaptığımız şey, bu olayın arkasında kim ya da kimler var? Hangi ülkenin gizli servisi ya da istihbarat örgütüyle bağlantılı, onu araştırırız.
İlginçtir, kahvede çay dağıtan garsonundan, taksi şoförüne, Kapalıçarşı esnafına, öğretmeninden, mühendisine, her birimiz birer istihbaratçı kesiliriz ve başlarız, senaryo üretmeye, komplo teorileri oluşturmaya!
Toplumun neredeyse yarısından fazlası Erdoğan’ın bir ABD projesi olduğunu, emperyalist güçlere hizmet ettiğini söylemedi mi? Bir bölüm laikçi kesim, kesinlikle bu iktidarın şeriat düzenini yerleştirmek üzere getirildiğini, bir kısmı, ABD nin buna izin vermeyeceğini, o yüzden “ılımlı İslam” a dayalı bir “Büyük Ortadoğu Projesi”nin hayata geçirilmek istendiğini iddia etmedi mi?
Yine aynı kesimler, AK Parti iktidarının miadını doldurduğunu, ABD nin Erdoğan’ı istemediğini söylemediler mi?
Avrupa Birliği ülkelerinin Türkiye’ye ve Erdoğan’a nasıl baktığına ilişkin ortaya atılan senaryoları yazmaya gerek yok.
Şimdi bakıyoruz, Tayip Erdoğan, Rusya’nın ve Putin’in en yakın müttefiklerinden biri olmuş. Üstelik de yaşanan derin uçak krizine rağmen.
Artık şu gerçeği görmenin zamanı gelmedi mi?
Uluslar arası ilişkilerde ne ebedi dostluk, ne de ezeli düşmanlık vardır.
Hele de yaşadığımız küresel çağda, tüm ilişkiler ulusal çıkarlara göre şekillenir. Bugün ulusal çıkarları gereği size dost olan bir ülke, yarın bu çıkarları bittiğinde ya da daha avantajlı çıkarlar elde ettiğinde başka ülkelerle dost, size düşman olabilir.
O yüzden bu tür terör olaylarının ardından; bunu kimin yaptığından çok, bu olaydan kimin yarar sağlayacağına bakmak, daha doğru bir yaklaşımdır ve bizi gerçeğe götürür.
Aksi halde, gereksiz senaryolar ve komplo teorileriyle gereksiz bir gündemin kuyruğuna takılır gideriz.
En son yaşanan Rus Büyükelçisi suikastını da FTÖ, DAEŞ, PKK ya da başka bir örgüt yapsa ne değişir. Sonuçta silah sanayinden beslenen, enerji kaynaklarını ele geçirmeye çalışan emperyalist güçler; bilinen, bilinmeyen tüm terör odaklarını kendi amaçları doğrultusunda kullanabilirler.
Üstelik de günümüzde uygulanan terör yöntemleri, intihar timleri vasıtasıyla yapıldığı için, ne kadar güvenlik alsanız da mutlaka bir zayıf noktanızı ya da zaafınızı yakalayıp, oradan saldırabiliyorlar.
Öyle olunca da tüm insanlığı tehdit eden küresel terörle mücadeleyi uluslar arası boyuta taşıyamazsanız, sonuç almak çok zor, hatta imkansız hale geliyor.
Hep söylenen, klasik söylemle “terörün kaynağını kurutmak” tamamen bir sistem sorunudur. Terör; dünyaya ve insanlığa kapitalist sistemin saldığı bir virüstür ve ne yazık ki bulaşıcıdır. Yani tek başımıza alacağımız tedbirler yeterli olmaz.
Son terör olayıyla birlikte daha çok konuşulan Türkiye-Rusya ilişkileri üzerine söylenecek çok şey var.
Türkiye’nin cumhuriyet kurulduğundan bu güne sürdüre geldiği batıcı politikalardan ha deyince vazgeçmesi mümkün olmayacağı gibi, Rusya ile henüz çözülememiş sorunlarımız var. Suriye ve İran’la ilişkilerdeki duruşumuz ve işbirliği anlayışlarımız farklı olduğu gibi altında imzalarımız bulunan uluslar arası antlaşmaları da yok sayamayız.
Bütün bunlara rağmen, tüm komşularımızla ve hatta dünya ülkeleriyle yakın işbirliği ve dostane ilişkiler kurulması yönünde atılacak adımlar elbette önemli ve anlamlıdır.
Avrupa Konseyi ve Nato üyeliğimiz, Rusya ve diğer komşu ülkelerle yapacağımız işbirliklerine engel olmadığı gibi bölgemizde ve tüm dünyada barışa yönelik önemli adımlar olarak değerlendirilmelidir.
Umarım Büyükelçi suikastının perde arkasını ortaya çıkarmaya yönelik iki ülke istihbaratının yapacağı ortak çalışmalar küresel terörün (KTÖ) önlenebilmesi adına iyi bir başlangıç olur.
Aksi halde, bugün ülkemizi hedef alan küresel terör, yarın dünyanın bir başka köşesinde başka biçim ve şiddette ortaya çıkacaktır.
Eskiden olsa Sosyalist ve Kapitalist blok olarak yapacağımız ayrımı artık, barış ve savaş bloğu olarak yapmak durumundayız.
Yeni kavramlar üretmeye gerek yok.
Tüm gelecek beklentilerimizi, umutlarımızı hayallerimizi sürdürebilmenin yolu, sürdürülebilir barıştan geçiyor.
İnsana ve insanlığa karşı sorumluluğu olan, demokrasi ve özgürlük isteyen herkesin yanını, yönünü belirlemesi gerekir.
Ben barıştan yanayım……………………..
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2021
31.03.2021
17.03.2021
3.02.2021
23.10.2020
30.09.2020
28.07.2020
19.05.2020
15.05.2020
19.03.2020