Ümit KIVANÇ
Derin hakikatleri bir çırpıda ve tokat gibi açığa vuruveren sözler haliyle hepimizin zihnine kazınır, çabuk hatırlanır, çabuk yayılır. Hangi deyişlerin ne kadar sık kullanıldığına bakılarak bir memleketin hali anlaşılabilir. Türkiye'de en sık tekrarlanan özlü sözlerden biri şu: “Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın.”
Sırf son iki aydan kısa bir döküm yapayım dedim, yapamadım. Beceremedim, elim gitmedi. Biliyorsunuz nasıl olsa.
İnsanların vurularak, bombalanarak, parçalanarak, suikastlarla, planlı cinayetlerle can vermesi, yargısız infazlarla öldürülmesi, hattâ nasıl öldürüldükleri bile bilinmeden yok edilivermeleri, bizim yakın tarihimizin temel karakteristiği. İttihatçıların köprü üstünde muhalif gazeteci vurarak açtığı yolda Cumhuriyet yönetimi istikrarla ilerledi, Kürt isyanlarında başvurulan kitlesel yok etme işlemleri geliştirilip sivil alana uyarlandı ve Alevi katliamlarında bunlardan yararlanıldı. Devletin türlü şekillerde insan öldürmesinin veya linçler, katliamlar tertipleyerek sivillere de bu faaliyete katılma imkânı yaratmasının bir memleket hakikati olarak yerleştirilmesi ve doğuştan edinilen bilgi haline getirilmesi, maalesef şimdiki iktidarın eseri değil; bununla övünme şansları yok.
Ancak neoliberal İslâmcıların öldürme-katletme kültürüne yaptıkları, sahiden fark yaratan katkılar var. İktidar uğruna işlenen cinayetlerin etrafına cinayetin kendisi kadar kirli bir kitlesel onay örtüsü sarmak, -deyim yerindeyse, cinayeti mübarekleştirmek- bunların ilki. Canını aldığın yetmiyormuş gibi, öldürdüğün insanın cenazesini kullanarak da siyasî yarar sağlamaya çalışmak, ikincisi.
Sivas katliamı avukatlarına siyasî saflarında yer vermek gibi bir Şark işi pespayelikten, katliamı dolaylı yoldan onaylamaktan sözetmiyorum. Aylarca azap çektikten sonra can veren ufacık çocuğun annesinin miting kalabalığına yuhalatılmasıyla açılan yoldan sözediyorum. Bu, gençleri öldüren, gözlerini çıkaran polise “emri ben verdim” demenin de ötesinde, başka bir kültürel boyut, başka bir mesaj, başka bir varoluş. İktidarın destekçisi Müslümanlar bu yolu onayladı. Bu yolda yürümenin dinine, dindarlığına halel getireceğini düşünenler, her vakit olduğu üzre, tanıdığımız, bildiğimiz bir avuç vicdan sahibi Müslüman.
Bu memleketin ateistinde de, din düşmanında da, elbette esas olarak İslâmî toplumsal kültürden gelen “ölüye saygı” kavramı vardı. Bu kavram eğer birilerinde zaman zaman yok olabildiyse, bunlar, tuhaf ama, linçlere katliamlara katılan ve daha çok mütedeyyin olduğunu iddia eden insanlardı. Maraş'ta ölülere dahi yapılanları sıralamayacağım. '90'ların kirli “düşük yoğunluklu savaş”ında Kürt illerinde askerin polisin sergilediği insanlık durumunu tasvir etmeyeceğim. Lâkin böyleydi. Bir insan cesedini aracın arkasına bağlayıp yerlerde sürüyerek parça parça eden, çeşitli uzuvlarını kesen, kemerine asan insanlar kimlerdi?
Bugün sosyal medya sayesinde, diyelim Kürtler öldüğünde sevinen, daha fazlasının ölmesini dileyen, ölen gencin anasına küfür eden insanlara dinsiz desek üzerimize saldırırlar. Dindar insanların bunlara zaten, doğal olarak meydan vermiyor olmaları gerekirdi. Olmuyor. Olamıyor. Çünkü güncel İslâmcı liderlik, çok kötücül bir zihniyeti pompalıyor, alenen kötülük yayıyor. Ölen çocuğun annesinin yuhalatılması ruhlar için öyle muazzam bir zehirdi ki, onyıllarca temizleyemeyecekler, farkında değiller. Şu anda bu zehrin yeni yeni versiyonları piyasaya sürülüyor, kana kana içiliyor. Buna karşılık kendilerini temiz sanıyorlar.
Bu yüzden kimsenin temizlenmeye niyeti yok.
Rojava'da ölen on üç gencin cenazesi bir haftadır sınır kapısında, bir soğuk hava konteynerinin içerisinde bekletiliyor. Aileleri orada perişan.
Bir cenazenin gömülmesini engellemenin dinî bakımdan herhangi bir vebali var mıdır? Dinin kendinden olana ve olmayana bütünüyle farklı haklar tanıdığına atıfla konuşursak: “Üstelik” Müslüman cenazelerinden bahsediyoruz.
Devlet acımasızdır, vicdansızdır, devleti yönetenler, temsil edenler de her fırsatta bunları cisimleştirmeye çalışırlar. Çocuğu ölmüş anneye ilave zulmedildiğinde sanki devlet yeni topraklar kazanmış gibi olur. Çünkü bizimki gibi ülkelerde devlet toplumuyla sürekli savaş halindedir; toplumsal haklar, devlet için toprak kaybı anlamına gelir. Bunlar buranın “kültür” unsurları, eyvallah.
Peki kardeşim, bunca Müslümanın arasından birilerinin de çıkıp, “Yahu bırakın, insanlar cenazelerini gömsün, ayıptır, günahtır,” diyemeyişi nasıl bir vaziyetin ifadesi? Zavallıca bir vaziyetin, her şeyden önce.
Burada da AKP iktidarında oluşan, yerleşen, makbulleşen zihniyet ortamının siyaset kültürümüze bir başka katkısı rol oynuyor: Dünyadaki bütün meseleler sadece ve sadece AKP iktidarına yararı-zararı açısından ele alınır. Sırf yarar-zarar da değil; hayat, gücün kimin elinde olduğunu her an herkese gösterecek şekilde akmalıdır.
Öte yandan, AKP'de toplaşmış İslâmcıların iktidarının bu memleketin Müslümanlarını pek çok yükümlülükten kurtardığını söyleyebiliriz. Meselâ -ne güzel!- böyle durumlarda “dinen”, “vicdanen” gibi ölçütlerle düşünme-eyleme mecburiyetleri yok. İktidara, gücü ellerinde tutmaya yarıyorsa hiçbir günah günah olmuyor artık. Hiçbir vicdansızlık, acımasızlık, sorun olmuyor.
On üç cenazeyi sıcakta, bir konteynerin içinde bekletenden her şey beklenir. AKP'ye kadar devlet politikası, insanları cenaze haline getirmenin yöntemleriyle bezeliydi; İslâmcılar, cenazelerle oynamayı işin içine katarak resmî zulüm yelpazesini zenginleştirdiler. Özellikle bu faslın güya dinî referanslarla hareket edenlere nasip oluşu pek ibretlik bir durumdur. “Öbür dünya” varsa, orada bunun hesabı sorulmayacak da neyinki sorulacak?
Kendini günahtan azade sayan dindardan daha tehlikeli biri yoktur herhalde. Hem inanıyor hem dayatıyor hem onu kısıtlayan hiçbir kayıt yok. Hırsızlık günah değil, öldürmek günah değil; cenaze bekletmek niye günah olsun ki!
Yazarlar
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları











































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024