Yıldıray OĞUR
Üzerinde güneş batmayan imparatorluğun başbakanı David Cameron ve eşi geçenlerde gittikleri lokantanın tuvaletinde çocuklarını unutmuş. Ancak arabalarıyla dört kilometre gittikten sonra fark edip sekiz yaşındaki büyük kızları Nancy’yi almak için geri dönmüşler.
Ama aynı şaşkın Cameron herhalde bugün Leveson Soruşturması’nda ifade vereceğini kızını unuttuğu gibi unutamayacak.
Cameron ile birlikte İngiliz siyasetinin en ünlü isimleri, telefon dinleme skandalı sonrasında olaydaki medya-siyaset ilişkilerini araştırmak üzere kurulan soruşturma komisyonunun başkanı hâkim Lord Justice Leveson (Adı değil unvanı Justice) ve soruşturma üyelerinin karşısına geçecek.
Leveson Soruşturması 2005 yılında çıkan bir yasaya göre açılmış. Bizdeki Meclis araştırma komisyonunun milletvekillerinden değil, hukukçular ve uzmanlardan oluşanı, daha geniş sorgulama yetkileriyle daha bağımsız olanı. Allah sonunu benzetmesin, bir tür ceza yetkisi hariç özel yetkili mahkeme gibi.
Oturumlar televizyonlardan canlı yayınlanıyor. O yüzden soruşturmayı başlatan, komite başkanını atayan Başbakan Cameron’a torpil geçilmesi pek mümkün değil.
Başbakanı zor sorular bekliyor. Özellikle de telefon dinleme skandalından tutuklu olan eski iletişim müsteşarı Andy Coulson ve Murdoch’la alengirli ilişkilere girmiş eski Kültür Bakanı hakkındaki sorular onu epeyce terletecek.
Herhalde Cameron’ın aklının ucundan Avam Kamarası’nı sabaha kadar çalıştırıp komitenin başbakanı sorgulama yetkilerini hadım eden bir yasayı geçirmek ya da iletişim müsteşarını ifadeye göndermeyip, “çağıracaksan beni çağır” diye meydan okumak geçmemiştir.
Ya da dün Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın Özel Yetkili Mahkemeler için söylediği şu sözleri soruşturma komisyonları için söylediğini ise rüyasında bile görse ter içinde uyanırdı herhalde:
“Biz, Özel Yetkili Mahkemeler’i kuran iktidarız. Çalıştı ve çalışması esnasında da faydalı olduğu zamanlar oldu. Maalesef zararlı olduğu anlar da oldu.”
Açık sözlü bir özeleştiri. Ama biraz fazla açık sözlü. Faydalı ve zararlı? Kime acaba? Şöyle bir hatırlayalım.
Ergenekon davası: Faydalı. AKP başından beri davanın arkasında. Başbakan’ın Ergenekon üzerinden siyaset yapmadığı konuşması yok gibi.
Balyoz Davası: Çok faydalı. Başbakan bu dava sayesinde Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları istifa edince dokuz yıllık iktidarında onca oya rağmen oturamadığı YAŞ toplantı masasının başına yalnız oturabildi, ilk kez kendi istediği birini Genelkurmay Başkanı atadı.
ODA TV davası: Hükümetin Batı’daki imajını mahvetti. Büyük zararı oldu. Zekeriya Öz soruşturmadan çekildi. Ama Başbakan buna rağmen bu davanın ardından bırakın Özel Yetkili Mahkemeler’i eleştirmeyi, Avrupa Parlamentosu’nda Ahmet Şık’ın kitabını bombaya benzetip davanın arkasında durdu.
KCK davaları: Faydalı oldu herhalde ki Başbakan ve hükümet 2009’dan beri KCK davaları yüzünden tek bir rahatsızlık açıklaması yapmadı. Tam tersine Başbakan bizzat KCK soruşturmalarının arkasında olduğunu defalarca söyledi.
Yani Başbakan’ın Özel Yetkili Mahkemeler’in faydaları ve zararları dökümüyle bu mahkemelerden rahatsızlık duyanların dökümü arasında epey bir fark var.
Başbakan için Özel Yetkili Mahkemeler Başbuğ tutuklanıncaya, MİT Müsteşarı Oslo Barış görüşmeleri için şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılıncaya kadar faydalıydı, bunlar olunca da birden zararlı olmaya başladı.
Bu Özel Yetkili Mahkemeler tartışmasında tartışılan her şeyden daha ürkütücü olan bu pragmatizm işte.
Bunu ürkütücü yapan sadece Başbakan’ın pragmatizmi de değil ama.
Baksanıza daha dün ceplerinde yarın tutuklanacaklar listeleriyle televizyona çıkanlar, Emniyet’in savcıların basın bürosu gibi çalışan özel yetkili gazeteciler, yayınladıkları yayınlanmamış iddianameler yüzünden intiharlara neden olan gazeteler, şimdi Başbakan fikrini değiştirince bir anda ODA TV yöresinden Silivri Zulümhanesi türkülerine başladı.
Bandrollü bir TRT belgeseli olmadığı açık olan Baykal’ın seks kasetinin günlerce etinden sütünden derisinden faydalananlar ise şimdi yasadışı kasetler üzerine ahlak polisliğine soyundu.
Ya, her fırsatta bu davaları tarihî ilan etmeye doyamayan demokratların pragmatizmi. Neredeyse bütün kötülükler Özel Yetkili Mahkemeler’den, bütün iyilikler ise Venüs’ten geldi diyecekler.
ODA TV davasından, KCK soruşturmalarına, MİT krizine, Hanefi Avcı meselesinden Erzincan Ergenekon soruşturmasına kadar Özel Yetkili Mahkemeler’in savcıları, her yaptıklarına kefil olunacak gözü bağlı Adalet Tanrıçası’nın yarı tanrı evlatları değil elbette.
Ama bir ara demokrasi mücadelesinin kahramanları ilan edilen yüzlerce hâkim ve savcıyı da yaptıkları işlere bakmadan aynı tornadan çıkmış badem bıyıklı cemaat teletabileri ilan edivermek için ille de Perinçek olmaya gerek yokmuş demek ki.
Özel Yetkili Mahkemeler kalkarsa herhalde darbeciler dışarı çıkıp hepimizi kesmek için kör testereleriyle Kadıköy Vapuru’na binmeyecek. Öyle olsa hükümetin elinin kiri, daha akbillerini basmadan daha özel yetkilisini kurar zaten.
Peki ya bütün bu meydan okumalardan sonra kurulacak yeni özel yetkisiz hukuk sisteminde Britanya başbakanı gibi bizim başbakan da ifadeye çağrılabilir mi? Mesela Uludere soruşturmasına bakan savcının gerek görürse Başbakan’ı, Genelkurmay Başkanı’nı, MİT Müsteşarı’nı ifadeye çağıracak yüreği, yargısal gücü kalır mı? Yoksa bunu yaptığı anda günün tarihine göre darbeci, cemaatçi, vesayetçi mi ilan edilir?
Nankörlük, vefa siyasi kavramlar değil. Hakkıdır. Hükümet işini gördükten sonra Özel Yetkili Mahkemeler üzerine sifonu çekebilir. Cemaate kızıp yorgan da yakabilir. Ya da Cemaat-AKP Oslo’da anlaşıp, barışır. Özel Yetkili Mahkemeler kalkar. Ama günün sonunda elimizde bir bu korkutucu pragmatizm, bir de gözü korkmuş savcılar kalır.
Kızını tuvalette unutan Cameron, sorguya çekileceğini unutmazsa bugün hesap verecek. Hesap verebilen başbakan yörüngemizden uzun süre bir daha bu kadar yakın geçmeyebilir. Keyfini çıkarın.
Yazarlar
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları





















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025