İbrahim Kiras
Üçüncü çözüm süreci biraz tuhaf bir şekilde başlamış, ilk aylarda iktidar ortakları arasında fikir birliği bulunmadığı algısı oluşmuş olsa bile bu girişime yönelik kamuoyu desteği eksilmeden devam etti. Muhalefet partilerinin tamamına yakınının konuya olumlu yaklaşımı kamuoyu desteğinin yükselmesinde etkili olmuş olmalı. Ancak hem toplumdaki hem de siyasi alandaki yüksek desteğin başlıca üç sebebi varmış gibi görünüyor. İlki terör örgütünün şartsız olarak kendisini feshedip silah bırakacağının duyurulması. Yani bölücü hareketle herhangi bir pazarlığın söz konusu olmaması. Terörsüz Türkiye adlandırması da bunun ifadesi zaten.
İkincisi, şiddetli itirazlarıyla ilk iki süreci kamuoyu nezdinde savunulamaz hale getiren MHP’nin bu kez sürecin mimarı olarak karşımızda durması.
Üçüncüsü, söz konusu girişimin uluslararası ve bölgesel jeostratejik değişim ve dalgalanmaların gerektirdiği bir tedbir gibi sunulması ve bu iddianın birçok kişiye inandırıcı gelmesi.
Ne olursa olsun, bu yeni sürece kamuoyunda çok anlamlı boyutta bir destek bulunduğu vakıa. Mamafih bu desteği tehdit edebilecek, hatta belki de berhava edebilecek ciddi bir problem de var: Başından beri terör örgütünün “hiçbir şart ileri sürmeden” kendisini feshedip silah bırakacağı söyleniyordu.
Bahçeli yalnızca Öcalan için “umut hakkı”nın gündeme gelebileceğini söylemişti. Bunun dışındaki tüm taleplere kapıları kapatmıştı. Oysa terör örgütünün açıklamalarında İmralı’ya sağlanacak imkanların çok ötesinde birtakım “kazanım”lardan söz ediliyor.
Bu arada, silah yakma töreninin hemen ardından Öcalan’ın üç ay önce örgütün fesih kongresine gönderdiği “manifesto”dan bazı bölümler kamuoyuna yansıdı. PKK’nın kurucu lideri burada, “Devleti demokratik müzakereye davet edeceğiz. Çağrının anlamı budur. Devletin de anlaması gereken husus budur” diyor, devlete dağdaki teröristler için “af çıkarma” çağrısı yapıyor.
Nitekim silah yakma töreninde yer alan örgüt yöneticilerinden biri, önümüzdeki süreçte Türkiye’ye gidip siyaset yapmak istediklerini söyledi. Oysa bize anlatılan, bu kişilerin Kandil’i boşalttıktan sonra başka ülkelere (mesela Norveç’e) gidip yerleşmeleri için hazırlık yapıldığıydı. Dağdakiler arasında yalnızca herhangi bir suç kaydı olmayanlar ülkeye kabul edilecekti.
Bütün bunlar, Terörsüz Türkiye sürecine ümitle bakan, PKK’nın silah bırakma seremonisini memnuniyet içinde izleyip bölücü terörün ortadan kalkacak olmasından sevinç duyan vatandaşın kafasını karıştırıyor. Zihinlerde birtakım kuşkular oluşuyor. Tarafların “gerçek amaçları” sorgulanıyor.
Tam da böyle bir atmosfer içinde Erdoğan’ın “AK Parti, MHP ve DEM olarak birlikte yürümeye karar verdik” açıklaması sürecin siyasi boyutuna ilişkin temel bir kaygıyı yeniden gündeme getirdi.
Açıkçası, içinden geçtiğimiz günlerde kamuoyu vicdanını rahatsız eden soru şu: Terörsüz Türkiye sürecinin amacı gerçekten PKK’nın “şartsız olarak” silah bırakıp terörden vaz geçmesini temin etmekten mi ibarettir, yoksa söz konusu süreç bir sonraki seçim için DEM Parti oylarına duyulan ihtiyaca binaen kotarılmış bulunan bir “kazan-kazan” formülü müdür?
Eğer böyle bir durum söz konusu değilse “sürecin selameti adına” bunun açıklığa kavuşturulması gerekir.
Bilindiği üzere, AK Parti sözcüleri en öncelikli siyasi hedeflerini “Erdoğan’ın yeniden aday olup seçilmesi” olarak ilan ettiler. Yeniden aday olup yeniden seçilmeyi istemek bir siyasi liderin en doğal hakkı. Ne var ki mevcut anayasaya göre Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesi için ya anayasadaki iki dönem kuralını değiştirmek ya da meclisin erken seçim kararı alması gerekiyor. İlki için 400 milletvekili bulmak lazım. İkinci seçenek için ise 360.
Cumhur ittifakı her iki kararı da çıkartacak sayıda sandalyeye sahip değil. İttifakın toplamda 325 vekili var. Muhalefet bloku Erdoğan’ı yeniden aday yapma formüllerine kapalı. 135 sandalyeli CHP en geç 2026 başında olmak şartıyla bir erken seçime rıza gösteriyor. Bu durumda ancak DEM Parti’nin 58 sandalyesi Cumhur İttifakının oylarına eklenirse arzu edilen bir tarihte erken seçime gitme ve böylece Erdoğan’ı yeniden aday yapma imkanı bulunabiliyor. Bundan dolayı muhalif çevreler, iktidarla DEM Parti arasında “süreç” gerekçesiyle gelişen ilişkilere kuşkuyla bakıyor.
Kamuoyu açısından da rahatsız edici olan husus bu sürecin asıl mahiyetinin açıklandığı gibi olup olmadığının bilinememesi. Haddizatında, terörü gerçek manada bitirmek için kalıcı çözüm, terörü besleyen kaynakların kurutulmasıdır. Bunun için de ayrılıkçı eğilimlerin zemini ortadan kaldırılmalıdır.
Bunun yolu ise terör örgütünün talepleri yerine getiriliyor görüntüsü vermek değil, bu ülkenin Kürt kökenli vatandaşlarının kendilerini eşit yurttaş olarak görmeleri önündeki engelleri bertaraf etmeye çalışmaktır. En başta Türk kimliğinin eşit vatandaşlık anlayışına, müşterek kültürel değerlere dayalı ve tabii etnisiteler üstü kucaklayıcı bir ortak milli kimlik olarak yeniden vazedilmesidir. Ne var ki gerek sosyokültürel yapımız gerekse seçkinlerimizin bu meseleleri kavrayış düzeyi itibarıyla benim şahsen bu konuda fazlaca bir ümidim yok. Yine de “Yol varsa budur, bilmiyorum başka yol”.
Her halükarda, iktidar tarafı da bu yolda kendine göre bazı tedbirler düşünüyor olmalı tabii. Ancak bu tedbirlerin ne olduğu kamuoyunun meçhulü kalırsa, süreç işinde atılacak adımlar ters de tepebilir. Atılacak adımları oldubittiye getirmek doğru bir yöntem olmaz.
Hatırlarsanız, en başından beri terör örgütünün “hiçbir şart ileri sürmeden” kendisini feshedip silah bırakacağı söyleniyordu. Bahçeli yalnızca Öcalan için “umut hakkı”nın gündeme gelebileceğini söylemişti. MHP lideri geçen yıl İmralı’ya yaptığı “Örgütünü feshet, özgürlüğüne kavuş” çağrısının ardından gündeme gelen “süreç” hakkında kendi “şartlarını” şu şekilde açıklamıştı: “Emperyalizmin şu anki uşakları; Kürt kimliği, anayasal statü, özerklik, federasyon, ana dilde eğitim ve savunma hakkı konularında ortalığı ayağa kaldırmaktadır. Bunlar açıkça Türkiye’yi, Türk milletini ve Türk vatanını bölmeye ve parçalamaya dönük hamlelerdir ki, böyle bir şeyi hoş görmemiz elbette eşyanın tabiatına aykırıdır.” (5 Kas 2024)
Bahçeli’nin hoş görülmeyeceğini ifade ettiği konulardan ikisi (özerklik, federasyon) zaten örgütün vaz geçtiğini açıkladığı talepler. Ancak diğer konular hemen her ortamda bugünkü sürecin unsurları olarak anılıyor. “Yok öyle bir şey” de denilmiyor. Sonuç olarak, yapılan işlerde bir şeffaflık eksikliği hissediliyor. Bu da kuşkuları besliyor.
Öbür yandan iktidarın kamuoyundaki kuşkuları ve seçim öncesinde karşısına çıkabilecek eleştirileri ve itirazları göz önüne alarak bir tedbiri devreye sokacağı konuşuluyor. Buna göre, Erdoğan’ın DEM Parti desteğiyle aday olup yine aynı partinin desteğiyle kazanması halinde karşı tarafa verilen sözlerin seçimden sonra yerine getirileceği iddia ediliyor.
Bunlar inanmak istemeyeceğimiz senaryolar. Ancak iktidar partileri bu çeşit spekülasyonları sona erdirmek istiyorlarsa bunun yolu hamasetin dozunu arttırmak değil, şeffaflığı temin etmektir. Zaten bu süreç şeffaflık içinde yürütülemezse toplumsal barışa faydası olmaz, aksine zararı olur. Bundan önce iki ayrı çözüm girişiminin de nasıl bir fiyaskoyla neticelendiğini görmüş olan Türk toplumu yeni bir hayal kırıklığını daha kaldıramaz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları



































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.02.2026
27.01.2026
27.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
20.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
13.01.2026
6.01.2026