Mehmet ALTAN
Altan Bey ölmüş… Bu cümleyi duymak da, yazmak da o kadar şaşırtıcı ki benim için…
Siz dünyayı daha yeni kavrarken sizin dünyanızın içinde olanları, hayatın ayrılmaz bir parçası sanıyorsunuz… Ölümü biliyorsunuz ama bazı insanların öleceğine inanmıyorsunuz.
Çok gençken babamla uzun yıllar birlikte çalışmışlardı. Babam dalga geçerdi, “benden daha genç bir tek o vardı, onun için onunla çalışmak istedim” derdi.
Biz doğmadan bizim hayatımızın içindeydi Altan Bey.
“Nevi şahsına münhasır” denilen insanların en parlak örneklerinden biriydi sanırım… Gazetecilik ve siyasetçilik gibi iki karmaşık dünyanın içinde her zaman gülümsemesiyle, benzersiz mizah anlayışıyla durabilmesi bile onu herkesten farklı kılıyordu.
***
Altan Bey ile en son bu yılın hemen başlarında bir dost meclisinde beraberdim.
Meğer kendisini son görüşüm olacakmış.
Altan Öymen’in 93 yaşına rağmen genç bir delikanlı gibi sosyal ve siyasal yaşam içinde yer almasına hep gıpta ile baktığım için o gün de birkaç ay sonra bizi bırakıp gideceği aklımın köşesinden bile geçmedi.
***
22 Ekim 2015’de öldüğünde babam Çetin Altan 88, Altan Bey 83 yaşındaydı…
Teşvikiye’deki cenaze töreninde Habertürk Televizyonu’na sadece Çetin Altan ile ilgili düşüncelerini değil, ilk gençlik yıllarındaki ortak meslek yaşamlarını da kapsamlı bir şekilde anlatmıştı.
Altan Öymen gazeteciliğe 18 yaşında CHP’nin resmi yayın organı olan Ulus Gazetesi’nde başladı. O gazeteciliğe adım attığında Çetin Altan Ulus’ta muhabirlik yapıyordu.
Cenaze töreni sırasındaki mülakatta Altan Öymen o tarihten sonra Çetin Altan ile “meslek hayatlarının büyük bir kısmının beraber geçtiğini” söylüyordu.
Demokrat Parti, Ulus’u 1953’te kapatınca, CHP’de yoluna Yeni Ulus ile devam etmişti. Çetin Altan ile Altan Öymen de oraya taşınmıştı.
Altan Bey o dönemleri kitaplarında da ince ince anlattı.
O meslek dostlukları daha ileri dönemlerde eşleri ve çocukları da içeren aile dostluklarına da evrildi.
Altan Bey’den önce yitirdiğimiz Aysel Hanım’ı da hiç unutmadım.
***
Altan Bey gerçekten inanılmaz bir adamdı; hem bu kadar hayatın içinde hem bu kadar hayatın dışında başka birini görmedim diyebilirim.
1970’li yıllarda, babam hapisteyken Altan Bey Almanya’ya yaptığı bir yolculuktan sonra doğru bize gelmişti.
Uçakta yazısını yazmıştı. Yazısında ertesi gün devalüasyon olacağını söylüyordu.
Devalüasyon olacağını bilen, yazan adam, bunu yazdıktan sonra ilk iş olarak cebindeki dövizleri Türk parasına çevirmişti.
Ertesi günü beklememişti.
Ertesi gün devalüasyonun olacağını bilecek kadar hayatın içinde, o devalüasyonun kendi cebindeki parayı da ilgilendirdiğini fark etmeyecek, buna aldırmayacak kadar da hayatın dışındaydı.
***
Altan Bey’i benim daha yakından tanıdığım yıllar işte o 70’li yıllardaki baskı dönemleriydi.
Altan Bey, Sedat Ergin’in anlatımıyla “o yıllarda sol çevrelerde bir hayli etkili olan, Çetin Altan’ın da ‘Taş’ köşesini yazdığı Akşam gazetesinde yazarlığa başlamıştı.”
O dönemlerde Altan Bey İstanbul’a geldiği bazı zamanlarda bize, Basınköy’e misafir olurdu.
Müktesebatını, esprisini, gazetecilik tutkusunu, ayrıntıları ve yeni gelişmeleri dahil etmek için yazılarını boğuşa boğuşa yazmasını, hiddeti lugatından çıkarmış olduğunu hep o sıralarda gördüm.
Adını koymadığı öğretici bir tarafı vardı.
Bilinçli bir gazete okurunun hem bilmediklerinin farkına varıp eksikliğini gidereceğini, hem de geçmiş ile bugün arasında köprü kurabileceğini anlatması hala kulağımdadır.
Altan Öymen’in Akşam dönemi uzun sürmedi.
Askeri dönem baskısı Altan Bey’i de Akşam’dan ayırdı.
Kısa dönemli tutuklamalar onun da kapısını çaldı.
“Uçak kaçırmakla” bile suçlandı… Altan Bey, uçak kaçırıyormuş… Dalgınlığı meşhur olduğu için, “Altan unuttuğu için uçağı kaçırır ancak” esprisi o dönem çok revaçtaydı.
Baskı dönemlerindeki yargı saçmalıkları hep birbiriyle yarışıyor.
1972 yılında sıkıyönetimin baskısı sonucu Akşam’dan ayrılmak zorunda kalınca, Anka Ajansı’nı kurdu.
Belirli bir dönem Ankara’ya sabitlenmiş oldu.
***
Birkaç yıl sonra Türkiye’de hava değişti.
Askeri dönemin baskısı dağıldı.
Bülent Ecevit başbakan, Altan Bey milletvekili oldu.
Aysel Öymen de 1978 yılında Hazine Genel Müdürlüğü’ne atandı.
Bu göreve atanan ilk kadındı.
Aysel Hanım’ın Hazine Genel Müdürlüğü görevine atanmasının ardından kısa süre içinde OECD nezdindeki Türkiye heyetleri içerisinde yer aldı. Ülkenin döviz ihtiyacını karşılayan uluslararası kredi anlaşmalarında Türk tarafının temsilcisi olarak görev yaptı.
Hazinenin meteliğe kurşun attığı, yurt dışı çıkışların sınırlandırıldığı dönemlerdi…
Ankara’ya gittikçe Altan Bey’i parlamentoda, Aysel Hanım’ı Hazine’de ziyaret ederdim.
***
Altan Bey ömrü boyunca aktif gazeteciliğe ve yazarlığa devam etti…
Yaşadıklarını kitaplaştırdı.
Daha iyi bir Türkiye için uğraştı…
Siyasete ilgisini de hiç eksik etmedi.
Ama onun da “hayal ettiği Türkiye bu değildi.”
***
Altan Bey ölmüş.
Birayı severdi, espriyi, gülmeyi, gazeteciliği, siyaseti severdi… En zor acıları yaşadı, acıların içinden büyük bir sükunetle geçti.
Ölümü biliyoruz… Ama inanmakta zorlanıyoruz.
Bir eşinin daha bulunması zor bir insan terk etti bu dünyayı.
Hatıralarımızı oluşturan insanlar tek tek gidiyorlar.
Gittikleri yerin iyi olmasını diliyorum…
Ömürlerini geçirdikleri yer pek iyi değildi ne yazık ki…
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.01.2026
7.01.2026
6.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
26.12.2025
27.11.2025
25.09.2025
17.09.2025
10.09.2025